İnsan bir şeyin olabildiğince gerçeğe uygun olmasını, aynı zamanda da resmetmeye kalkıştığı nesneyi yalnızca örneklemenin ötesinde, derinden kışkırtıcı ya da duyum alanlarının kilitlerini derinden çözücü olmasını istemez mi? Zaten sanat bundan ibaret değil midir? diye soruyor Bacon.
Hitobaşira efsanesine göre bent ve kale yapımında, henüz inşaat teknolojisinin gelişmemiş olduğu antik çağlarda, sütunların sağlamlaştırılması için insanların canlı canlı surları dibine ya da toprağa gömüldügü anlatısına dayanır. Bu pratiğin kaynağı insanlanın bu şekilde kurban edilmesinin Tanrıları yumuşattığına ve insanların manevi niteliklerinin sütunlara aktarıldığına dair batıl inançtır. Japonya'da bu tür efsanelere bolca rastlansa da böyle bir icraatın gerçek olup olmadığı konusunda kesin bir kanıt yoktur.