"Hiçbir yere gidemeyecek, biliyorum. Kendimden. Yıllardır bu ıssız saatte, coşkusu sönmüş parkta oturup aynı şeyleri konuşmamızdan. Ve hala işte burada, salıncakta bir ileri bir geri sallanmaktan öteye gidemediğimizden. Biliyorum. O da biliyor. Susup gidecekmiş gibi yapmaya, sallanmaya devam ediyoruz."
"İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul'da en iyi suşinin nerede yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum. Sayısı pek bol olan eski karım gibi plaza insanlarının daha çok tüketerek, daha çok Batılı gibi görünerek değer kazanma çılgınlığını görünce, aklıma ister istemez Şengal Dağı'nın ıssız bir koyağında taşların altında uyuyan ya da şimdiye kadar çoktan hayvanlar tarafından parçalanmış olan küçücük bir kız geliyordu."