Bir kızılderili şefi torunuyla siyah ve beyaz köpeğin dalaşmasını izliyormuş. Torunu hep tanık olduğu bu manzarayı izlerken dedesine sormuş.
"Neden iki köpek besliyorsun? Bu siyahla beyaz köpek sürekli kavga ediyor? Onlardan birini seçsen olmaz mı?"
"Olmaz evlat, bir arada kalmaları lazım. Onlar benim için iyiliğin ve kötülüğün sembolü gibiler."
"Peki hangisi kazanıyor?"
"Ben hangisini beslersem o kazanıyor evlat."
.....Sonra felaketler başladı.Volkanlar ard arda patladı. Depremler oldu. Kalın siyah bir duman tabakası ülkeyi kapladı. Devasa felaket dalgaları sahillerden içeri girdi ve düzlüklere yayıldı. Şehirler ve yaşayan her şey su altında kalarak yok oldu. İnsanlar "Bizi kurtar Mu!" diye bağırıyorlardı.......
....Zemhura'nın azameti ve etrafına yaydığı karanlık hava yüzünden, Rehan ona söylemesi gereken her şeyi unutmuştu. Zemhura fantastik bir film karesinden fırlamış gibiydi. Alnının ortasından çıkmış çok iri iki boynuzu, yay şeklinde yukarıya doğru uzanıyordu. Sarı ve yeşil hareli gözleri, tıpkı bir yılanın gözleri gibiydi. Vücudunun üst kısmı kaslı bir erkeğin vücuduna benzemesine rağmen, bir insandan farklı olarak, omuzlarında küçük çıkıntılar vardı.Bacakları daha çok bir atın ya da geyiğin bacaklarına benziyordu.Ayaklarının olması gereken yerde ise toynakları vardı.
Bay Sanjit'in siyah bir elmas gibi parlayan karanlık gözlerini gördüğünde, Reena'nın dehşeti katlanarak büyüdü. Gözleri...Gözleri kesinlikle bir insana ait değildi.....
Merhaba Sevgili Okur,
Okuyacağın romanda sana varlığı tartışmalı bir yerden ve orada yaşayan insanlardan bahsettim. Belki bu yerin adını sen de duymuşsundur. "Kayıp Mu Kıtası" eğer şimdiye kadar duymamışsan sana Mu Kıtası'nı biraz anlatmak isterim.
Neden kayıp kıta dendiğiyle başlayayım istersen. Çünkü artık dünya üzerinde böyle bir yer yok. Kimilerinin iddiasına göre binlerce yıl evvel böyle bir ada kıtası varmış ve maalesef mücbir bir sebeple bu ada ortadan yok olmuş. Bu iddiayı destekleyen bazı kanıtlara ulaşılsa da hali hazırda bu kanıtlar çok yetersiz olduğundan Mu Kıtası'nın bir efsaneden öteye gidemediğini üzülerek itiraf etmeliyim.
Yine de ben Mu Kıtası'nın bir zamanlar dünya üzerinde var olduğuna inanıyorum. Araştırmacı yazar James Churchward'ın kitabını okuduğumda bu inancımın daha da pekiştiğini söylemeliyim. Churchward Mu için "İnsanlığın Anavatanı" demiş. Yeryüzünde yaşayan pek çok medeniyetin dünyaya Mu'dan dağıldığını iddia etmiş. Kitabında Mu'yu öyle güzel tarif etmiş ki insan yok olduğuna gerçekten çok üzülüyor. Mu adeta yeryüzünde bir cennet bahçesi gibiymiş.
Madem artık böyle bir yer yok o halde gelin sizinle bir hayal yolculuğu yapalım. Bakalım Mu nasıl bir yermiş. Bakalım Mu Kıtası'nın insanları nasıl insanlarmış. İyi okumalar. Umarım güzel vakit geçirirsin.
Zeliha Üzümcü
Ümraniye/İstanbul