Sosyal, toplumla yaşayan varlığız. Öncelikle hem kendimize hem de sosyal yaşadığımız için topluma karşı sorumluluklarımız var. Buradaki ana unsur iyi ve nitelikli bir yaşantı sürebilmek. Bunun başarılabilmesi iyi insan formülü şeklinde saygı ve anlayışının hakim olmasıdır.
Toplumda çoğu zaman baştan savma şekilde saygı, sevgi diye geçiştirilir. Bu geçiştirmenin yarattığı ortamda bu değerlerin hem öze hem de dışa dönüklüğünü hissedemiyoruz. Hal böyle olunca mutsuz, niteliksiz ve kötü bir yaşam bizleri beklemiş oluyor.
Çocuk konusu da aynı şekilde. Çocuğa bir birey gibi davranmadan, anlayış göstermeyip yargılayarak onlardan iyi bir insan olmasını bekliyoruz. Yazar da çocuğu temel alarak kitapta bütün topluma seslenmiş. Saygının sadece öyle baştan savma bir değer olmadığını, ''kişisel'' kavramının ne denli önemli olduğunu sade, anlaşılır, etkili bir dilde anlatıyor. Bunu da içimizdeki çocuğa seslenerek yapıyor. Çünkü o iyi ve temiz insan formundaki isteğimizin karşılığı orada yatıyor. Oraya seslenebilirsek; çocukluğun sadece belli yaşlarda olmadığını, kişinin içerisinde eğer o temiz duygular yok edilmezse her zaman yaşayabileceğinin farkına varmalıyız. Kitabı okurken hem kendimizin hem de toplumun yaptığı yanlışları, bu yanlışların nelere yol açtığını görebiliyoruz. Ana temelimiz olan iyi insan olabilmemize çok katkı sağlayacak, farkındalık yaratacak bir kitap. Her insanın okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Kapağı kapattığımızda emin olun hem fikrimizde hem kalbimizde bazı şeyler değişecek veya çocukluğa yani temiz ve iyiliğe dönecek.