Size davranışlarıyla, görünüşüyle sıradan gelen bir insanı keşfetmeyi denediniz mi? Beklenmedik kişilerden, beklenmedik duyguları, deneyimleri yaşayabilirsiniz. Romandaki yazar R zamanında çevresine bakabilseydi olay örgüsü belki de bu hâle bürünmeyebilirdi. Unutmayın önyargı kayıplara yol açar.
Bir de mektubu yazan kadını ele alalım. Bu kadının aşk anlayışı çoğumuza yanlış gelebilir. Birine sadece o olduğu için bu kadar taparcasına, bir başka tabirle hastalıklı bir duygu beslemek evet çoğumuza yanlış gelebilir. Yine burada empati ve önyargı çerçevesi işin içerisine giriyor. Olaylara yaşayanın gözünden ve hayatından bakmak daha sağlıklı bir iletişim sağlayabilir.
Bu kadın babasız büyüyen, o şefkati ve sevgiyi alamayan bir insan. Bu eksikliği vermiş olduğu psikolojik durum karakteri öncelikle arayışa, sonrasında saplantıya sürüklüyor. Böyle hâle bürünmesinin temel kaynağı nihayetinde ailedir. Bahsettiğim gibi o eksiklik, yara, hüzün, çocukluk psikolojisi karakteri bu hale getirmiş durumda.
Sonuç olarak kitaptan aldığım yargılar şunlardır sevgili dostlar: *Öncelikle aile içerisinde tutum ve süreç çocukların bütün hayatını etkiliyor. Ebeveynlerin atacağı her adım çocuğun geleceğine inşaa ediliyor.
*Bize yanlış gelen bir durumu hemen yargılamak yerine ''neden'' sorusunu sormamız ve biraz empatiyi merkeze koymamız gerekiyor.
* Son olarak hangi hâle bürünürsek bürünelim, benliğimize verdiğimiz değeri merkeze koymamız gerektiğini düşünüyorum. Kendini sevmeyen, kendini değerli görmeyen bir insan başkalarına da bu duyguyu sağlıklı bir biçimde hissedemeyeceğini düşünüyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!