Kant der ki; "Hayatın hiçbir anlamı olmasa bile, yaşamak için biz ona bir anlam vermek zorundayız."
Hayata neyin anlam katabileceği hususunda genellikle ilk aklımıza gelen şey, bir hedefe sahip olmaktır. Hedefler elbette ki hayatın anlamlarından biridir fakat asıl önemli olan şudur; hayat söz konusu hedeflere ulaşmak için çıktığınız ve en başta kendinizi, sonra yol arkadaşlarınızı ve yolculuk ettiğiniz her şeyi eleştirebileceğiniz bir seyir halidir. O hedefe ulaşmak için harcadığınız emek, zaman, kaynak, döktüğünüz vücut ve fikir teriyle döşenmiş bir yolculuk... Bu sebeple yolculuğumuz mümkün olduğu kadar keyifli de olmalı, aksi takdirde amacın bir anlamı olmaz. Çünkü unutmamalıyız ki asıl olan, sürekli olan şey yolculuktur, yolda olma halidir. Varılan hedefin hazzı kısadır. Oysa yolculuk öyle mi? Hep sürer. Üstelik her yolculuk başarılarla örülü bir süreç de değildir. Düşmek, tökezlemek ve kalkmak da yolculuğun vazgeçilmez birer parçası.