Erol diyor ki, "Bu iş çok faydalı oldu bana. Halkı, içinde yaşadığımız dünyayı öğrendim. Biz de Türkiyede yaşıyoruz ama, Türkiyeyi, onun insanlarını bilmiyoruz. Anladım ki, Türkiye, İstanbul değil."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Okulun kapısında bir kaynaşma. Erol, ne imiş, diye uyanıyor. Bakıyor ki, ne görsün, tüm öğrenciler kapının önünde. Çoğunun ayağı yalın. Ellerinde de birer tezek. Köy okullarında böyledir. Öğrenciler sınıfta yakacaklarını kendileri getirirler.
Sıra falan yok. Öğrenciler yere bağdaş kurup oturuyorlar. Kalemleri, defterleri, kitapları yok. Küçücük bir tahta, bir de tebeşir.
Bütün ev iki gözden ibaret. Birisi insanların yattıkları göz, öteki hayvanların yattıkları göz. İki göz arasında bir küçücük duvarcık var. Duvarın üstü tavana varmaz. Aralık kalır. Kışın hayvanların sıcaklığı insanlara gelsin diye, insanlardan hayvanları ayırmazlar. Birlikte yatarlar. Evin kapısı bir tanedir. O kapıdan hayvanlar kendi odalarına, insanlar kendi odalarına giderler.