Enkazda nasıl seslenip nasıl dinlemek gerektiğini de konuştuk. Özellikle eski merkezi kalorifer sistemi gibi, bina geneline yayılan metal borular sesi iletmek için etkili olabiliyordu.
Hakeza taşı taşa, dolap kapağına vb. vurarak da enkaz altındaki kişilerin seslerini duyurması mümkün olabiliyordu. Uygun şekilde seslenerek yönlendirme yapmak önemliydi. Bulunabilecek delik gibi boşlukların içine seslenmek enkaz altında sesimizin daha
derine ulaşmasını sağlayabiliyordu. Seslenip dinleme işi yapılmadan önce enkaz çevresine yayılmak ve tam sessizlik sağlamak önemliydi.
Depremin ardından ilk 24, 48 ve 72 saat çok kritikti. Ağır yaralıları canlı çıkarıp kurtarmak ancak ilk 12-24 saatte ihtimal dâhilindeydi. Ciddi kronik rahatsızlığı veya yine enkaza bağlı
yaralanması olanlar, kan dolaşımı etkilenenler 48 saat içinde çıkarılmazsa yaşama ihtimali düşüyordu. 72 saatin ardından ise,sağlıklı bireyler hiç yara almasalar bile susuzluk (dehidrasyon) nedeniyle hayatını kaybedebilirdi. Aynı zamanda, bilhassa geceleri
havanın çok soğuk olması doğrudan hipotermi (donma) veya soğuğa bağlı akut ahatsızlıkları tetikleyebilirdi. İlk 72 saat içinde çıkarılamayan her canın yaşama şansı çok düşüyordu.