Emre TIRAŞ

Emre TIRAŞ
@emretrs
MBK Sanat/Tiyatro Kökü mâzíde olan bir âtí... twitter.com/emretrs_ instagram.com/emretrs_
Gazi Üniversitesi
11 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı

Emre TIRAŞ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
2020 1. kitabı
Sezai Karakoç
8.7/10 · 1.317 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz Neden Böyle Olduk?
Bu yazıyı, eskilerde yaşamamış olmasına rağmen eskilere özlem duyan bir genç olarak yazıyorum. Ne güzelmiş eskiler, çocukların ellerinde telefonla değil ayaklarının altındaki toprakla mutlu olduğu zamanlar. Karınlarını envai çeşit kimyasalla değil taptaze ev yapımı salça ekmekle doyurduğu zamanlar... Şimdi ise toprakla stres atmak yerine telefonla stres alan, vücudunu her gün onlarca kimyasal besinle dolduran, baştan aşağı duyarsız ve tabiri caizse beceriksiz bir nesil olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Eline tohumu aldı mı kocaman tarla yapabilecek nesil varmış eskiden. Şimdi bizi ıssız bir adaya koyup elimize tohum verip hayatta kal deseler, bırakın tarla yapmayı o tohumdan yiyecek elde edecek tecrübeye bile sahip değiliz çoğumuz. Eskiden arı kovanlarıyla oynayan çocuklar şimdi küçük bir arıdan korkuyor. Arı sokmasındaki hazzı, şifayı anlamıyor çünkü. Öyle yetişmişiz ya da öyle yetişmemiz iştenmiş bilemiyorum. Oysa büyüklerimizden dinleriz hep, onların çocukluğunda telefon, tablet, bilgisayar yokmuş belki ama mutluluk ve samimiyet varmış. Onlar her zaman tuttuğunu kopartabilecek sağlam nesillerin alt yapısıyla yetişmişler. Tembellik, miskinlik de ne ola? Erken kalkıp çok çalışmak varmış o zamanlar. Sabahlara kadar telefonla oturup gündüzün feyzinden yararlanmamak yokmuş. Çünkü bilirmiş o nesil çok çalışmanın kıymetini. Bizim yokluk dediklerimiz ne büyük zenginlikmiş onlar için. Hiç tanımasa dahi evinde misafir edip en güzel yemekleri hazırlayan bir toplum varmış, öyle ya gelen yabancı da olsa bilirmiş zararsız olduğunu. Çünkü bilirmiş o zaman herkes nasıl insan olunduğunu. Evet işte, böyleymiş eskiden. Bu yazıyı okuyan eskiler, duygulanmıştır bile belki okurken. Ben o zamanları hiç görmedim ama çok özlüyorum. Sanki o dönemde yaşamış da özlüyor demeyin, ruhu eskide
1000Kitap
Maraş Kurtuluş Destanı (13'lü hece ölçüsü)
Hilalin kanda parladığı şehir; Maraş İstiklalin ezelden ebede bekçisi Dökülür kan, verilir canlar, kesilir baş Her devirde ismi gibi kahraman Maraş Çıkar bir Sütçü İmam sokağın başından Vurur kahpenin işgalini tam başından Bir olur kalkar ayağa bunu her duyan İstiklal senindir Maraş'ım, korkma dayan! Aman der Senem Bacı, alır silahını Yerde komaz zinhar, düşenlerin kanını Halkının o büyük kurtuluş muradını Taşır göklere Maraş'ın asil kadını O Rıdvanlar, Nuriler koşarken kaleye Hiçbir an bile olsun bakmadan geriye İstiklal, yahut olsun her ferd şehit diye Verir Said canı, gülerek Azrail'e Maraşlı feda eder canı istiklale Düşmana mezar olur her sokak, mahalle Topa, tüfeğe karşı imanlı göğüsle Savaşır Maraşlı o ilahi gücüyle Her devirde ismi gibi kahraman Maraş Dökülür kan, verilir canlar, kesilir baş İstiklalin ezelden ebede bekçisi Hilalin kanda parladığı şehir; Maraş
Şiir
"Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkanını vermiyor" Ahmet Hamdi Tanpınar
Edebiyat
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Şiir