Kendimizi; kafamıza fes takıp birkaç tarihi dizi izleyince Osmanlıcı, bir elimize tespih alıp bir elimizi bozkurt yapınca ülkücü, İzmir marşı dinleyip, Atatürk fotoğrafını profile koyunca Atatürkçü, 3-5 kitap okuyunca âlim sanıyoruz. Okumuyoruz ama biliyoruz(!). Büyük zaferlerle dolu tarihimizi araştırarak öğrenmek yerine birkaç dizi izleyip tarihçi kesiliyoruz. Takım tutar gibi parti tutuyor, liderine tapıyoruz. Kendimizi düzeltmeden birilerini düzeltiyor(!) bununla da övünüyoruz. Sağcı-solcu oncu-buncu diye ayrılıyor bir türlü birlik olamıyoruz. Sonra da diyoruz ki; "Biz niye gelişmiyoruz?"
Bir gül gibi sevdim seni
Kimi zaman yaprağıyla hoşnut eden
Kimi zaman dikeniyle elem veren
Hoş kokulu, güzel bir gül gibi
Gecemi aydınlatan mehtâp gibi sevdim seni
Kimi zaman ışık kadar aydınlık
Kimi zaman bulutların ardında, karanlık
Bir var olup, bir kaybolan mehtâp gibi
Serin bir rüzgar gibi sevdim seni
Kimi zaman ferahlatan, serinleten
Kimi zaman ürperten, üşüten
Çölde esen rüzgar gibi
Yakıp kavuran güneş gibi sevdim seni
Kimi zaman içimi ısıtan
Kimi zaman bağrımı yakan
Aşıklara ilhâm olan güneş gibi
Ve bir insan gibi sevdim seni
Aklı başına bir gelip, bir giden
Baktığı her yerde seni gören
Senden hiç vazgeçmeyen Emre gibi...
Emre TIRAŞ
(26 Mart 2018)
Birtakım insanların; tarihin gördüğü en zeki komutanlarla aynı soydan gelmelerine ve akla en fazla önem veren dinin mensubu olmalarına rağmen bu kadar akılsız olmayı nasıl başardıklarını anlayamıyorum.
Ama çocuğa asıl acı veren güçsüzlüğünü anlaması, Boynuzlu Maral Ana’yı öldüren bu insanlara hiçbir şey yapamamasıydı.Umutsuzca öç alma hayalleri kurmaya başladı...