Umutlarınızın ve arzularınızın derinliklerinde yatar hayattan sonrasına dair sessiz bilginiz...
Karın altında düş kuran tohumlar gibi düşler yüreğiniz ilkbaharı. Düşlere güvenin, çünkü onlarda saklıdır ebediyetin kapısı.
Gerçekte bedenin rahata düşkünlüğü ruhun tutkusunu öldürür, sonra da onın cebaze alayının ardından sırıtarak yürür.
Fakat siz evrenin çocukları, siz huzur içinde huzursuz olanlar, sizler tuzağa düşmeyecek, ehlileşmeyeceksiniz. Evlerinizin gemi lengeri değil, yelken direği olacak. Eviniz yarayı örten parlak bir zar değil, gözü koruyan göz kapağı olacak.
Yoksa rahatlık ve rahatlık tutkusu; eve konuk olarak girip, sonra ev sahini, daha da sonra efendi kesilen o sinsi şey mi var sadece?
Evet, bir kırbaç ve çengelle terbiyeci kesilir başınıza ve asıp daha büyük arzularınızın iplerine kuklaya çevirir sizi.
Eviniz sizi kuşatan bir bedendir adeta.
...
Evlerinizi avucuma toplayıp, tohum eker gibi ormanlara ve çayırlara serpebilmek isterdim. Vadiler caddeleriniz,yeşil patikalar dar sokaklarınız olsun isterdim, birbirinizi bağlar arasında arayıp giysileriniz mis gibi toprak kokarak gelin isterdim