ems.bekâ

@emsbeka·
·
sabitlendi
Adam fısıldadı: ''Tanrım konuş benimle''. Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta. Ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı: ''Tanrım konuş benimle''. Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı. Ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve, ''Tanrım seni görmeme izin ver'' dedi. Ve bir yıldız parladı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. Ve yüksek sesle haykırdı: ''Tanrım bana bir mucize göster''. Ve bir bebek doğdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi. Sonra çaresizlik içinde sızlandı: ''dokun bana tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!'' Bir kelebek kondu adamın omzuna. Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı...
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rahmân, Er Rahîm. O Allah Rahmân ve Rahîmdir. Sanki bununla bize diyor ki Rabbimiz: “Kullarım! Benim sizin adınıza tek taraflı alacağım kulluk maddeleri, yapacağım hayat programı konusun-da sakın aklınıza bir şüphe, bir tereddüt gelmesin. Acaba Rabbimizin bizden istedikleri, isteyecekleri bizim hayrımıza mı, şerrimize mi? Bizim adımıza yapacağı hayat programı acaba bizim menfaatimize mi, zararımıza mı? diye sakın bir endişeniz olmasın. Çünkü bilesiniz ki ben Rahmân ve Rahîmim. Ben sizin için Rahmân ve Rahîmim. Sizi sizden daha çok bilen, sizin hayrınızı, sizin menfaatinizi sizden daha çok düşünen benim. Sizin bilmediklerinizi bilen benim. Benim size karşı ilişkim rahmet ve merhamete dayanmaktadır. Zaten sizi yoktan var ederken benim bu rahmetim açığa çıkmıştır” buyurarak, Rahmân ve Rahîm sıfatlarının gündemiyle bizleri serinletiyor Rabbimiz.
Din
“Rahmân ve Rahîm” Cenâb-ı Hakkın besmele ile zikredilen iki ismidir. Biliyoruz ki O’na ait olan 99 isminden sadece bu ikisi besmele ile zikredilir. Rabbimizin bu iki ismiyle alâkalı kısaca şunları söyleyelim: Rahmân; düşünebileceğimiz, hayal edebileceğimiz merhametin, şefkatin tümünü içine alır. O’nun Rahmetinin, merhametinin hududunu insan aklının ihata etmesine imkân ve ihtimal yoktur. Bir hadisten öğreniyoruz ki Rabbimizin Rahmeti 99 parçaya bölündü ve bu parçalardan sadece bir tanesi dünyaya indirildi. Onun içindir ki, anne yavrusuna merhamet etmektedir. Onun içindir ki, hayvan yavrusuna merhamet etmektedir. Onun içindir ki insan eşine merhamet etmekte- dir. Onun içindir ki, mü'min mü'mine merhamet etmektedir. Dünyada O’nun rahmetinin sadece 100/1’ inin tecellisi böyle ise, varın cennette 100/ 100 ünün tecellisini siz düşünün.
Din
Farz edin ki resmi bir daireden, bir makamdan bitecek bir işimiz var. Bir daire  müdürüne sunacağımız bir maruzatımız, yahut ondan bitecek bir işimiz var. Ne  yaparız? Önce bu müdürün yanına kadar gidilir ve övülür müdür. İşte sen bu  makamın sahibisin, sen bu işin ehlisin diyerek methedilir. Sonra da halimizi,  maruzatımızı ona arz ederiz. Benim durumum şudur, şöyle bir müşkilim var ve  hu işin halli sendedir, bunu sen halledersin. Ne olur bu işime bir el atıp tavas-sut  ediversen, şuraya bir telefon ediversen, bir emir veriversen deriz. İşte Fâtiha’nın muhtevası da aynen böyledir. ... Fâtiha’daki bizim bu ısrarlı talebimize karşılık Rabbimiz de bundan sonraki  sûrenin, yâni Bakara sûresinin ikinci âyetinde cevaben buyurur ki: Kullarım!  Gerçekten siz bu talebinizde ciddi misiniz? Gerçekten benden ne istediğinizin  farkında mısınız? Eğer sarhoş filan değilseniz, eğer aklınız başınızdaysa, eğer  gerçekten benden ne istediğinizin farkındaysanız, yâni sırat-ı müstakim tale- binizde ciddi iseniz, öyleyse işte istediğiniz sırat-ı müstakim. İşte istediğiniz  hidâyet buyurarak kitabını karşımıza çıkarıveriyor: “Elif lâm mîm. İşte kendisinde şüphe olmayan bu kitap muttakiler için hidâyet  kaynağıdır." (Bakara 1,2)
Din
ağlamanın kadr u kıymetini bilebilmelidir müslüman. Halbuki bizler  ağlamayı önce çocukluk dünyasında biliriz. Haydi bir de kadınlar ağlar. Aa!  Erkek adam ağlar mı diye de bir yaftaya sarılırız. Halbuki çocukta gördüğümüz  o ağlama mantığını bir müslüman olarak biz kendimizde görsek ne güzel olmaz  mı? Bence buna çok ihtiyacımız var. Gerçi niceleri ne kadar dolu, salıversen durduramayacak kadar ağlayacaktır bugün. Bir dokunsan bin ah çekecek nice  insanlar var piyasada da ağlayamıyorlar. Galiba ağlatan yok diye herhalde. Dönün şimdi çocukların dünyasına ve onların neden ağladıklarını bir  düşünün. Benim anladığım çocuklar ağlamayla üç boyutlu bir konuşmayı  gündemde tutuyorlar. Birincisi; ağlamak istek bildiriyor. Acıktım, susadım ya da  altımı kirlettim diye ağlamıyor mu çocuklar? İsteklerini böylece beyan  etmiyorlar mı? İkincisi; ağlamakla özlemlerini bildirirler çocuklar. Annesinden  iki saat ayrı kalan bir yavru, annesini görür görmez kimin kucağında olursa  olsun başlamıyor mu ağlamaya? Özledim diye ağlıyor değil mi? Vah yavrularını  bırakıp başka yerlere giden anneler, unutmayın ki o yavrularınız sizden çok fazla  yanıyor. Ağlamalarının üçüncü boyutu da korku ve suç bildirmesidir. Suçu  vardır, bakıverin başlar ağlamaya suçluluğunu beyan manasına. Peki şimdi bizler de aynı şeyleri Allah karşısında o çocuk mantığıyla  ortaya koysak nasıl olur? İsteklerimizi ağlayarak bildirsek Rab-bimize.  Gözyaşlarıyla yalvarıp yakarsak. Öyle olunca Rabbimizin bize karşı tavrı farklı  olacaksa niye yapmayalım bunu? Peki ya özlemimizi ağlayarak beyan  etmeyelim mi Allah’a? Ya Rabbi, ayrı kaldım senden. Seni bırakıp başkalarına  gitmişim. Sana soracaklarımı ben başkalarına sormuşum. Senin mesajına karşı  eyvallahsız yaşamış, başka yerlerden mesaj aramaya
Din