Siz beni sofranızda görmek isterken,tepelerde yaban çilekleri yediysem de, siz bebi memnuniyetle barındıracakken tapınağın sütunlumgirişinde uyuduysam da, sizin günlerim ve gecelerim konusunda sevecen duyarlığınuz değil miydi yediklerime tat katan ve uykularımı düşlerle süsleyen?
Sizi en çok bunun için kutsuyorum: Çok şey veriyorsunuz ama bir şey verdiğinizin farkında değilsiniz.
Ölüm korkunuz,kendisini onurlandıracak olan kralın huzuruna çıkan çobanın titremesinden başka bir şey değildir.
Çoban titrerken sevinçli değil midir kralın armasını taşıyacağı için?
Haz bir özgürlük şarkısıdır,ama özgürlük değildir.
...
Bu şarkıyı olgun bir yürekle söylemenizi isterim; ama şarkıyı söylerken yüreklerinizi yitirmenizi değil.
Sıkıntıya ve dara düşünce dua ediyorsunuz; keşke sevinciniz doruklarda olduğunda ve bolluk günlerinizde de dua etseniz.
Zira dua, benliğinizin berrak ve canlı esîre yayılmasından başka nedir ki?
İçinizin karanlığını evrene dökmek rahatlatıyorsa sizi, yüreğinizde doğan güneşi dökmek de sevindirecektir.