Kitabın dili ağır. Sözlükle zar zor okumak mümkün. Zaten böyle bir kitabın dilinin hafif olmasını beklemiyordum. Ancak daha çok 'erenlerin' fikirlerinden, nüktelerinden bahsedilmesini beklerken 'keramet ehli' olmalarını ispata çalışan 'uçan' pirler ile karşılaştım. Şeyhlerimizin ululuğunu yazdıklarıyla, okuduklarıyla, fikirleriyle değil, 'akıl' ölçüsünün dışında kalan 'kerametleriyle' anlatıyor.
Yunus Emre'yi 'ulu' yapan şeyhinin rüyasına girmesi değil, "Hak cihana doludur / Kimseler Hakk'ı bilmez / Onu sen senden iste /O senden ayrı olmaz" gibi dizelerinin olmasıdır.
Ama bizim keramet ve ululuk anlaşımız böyle değil anlaşılan. Kitaba çok yansımış.
Okumazsanız hiç bir şey kaybetmezsiniz...
Kitabın dili ağır. Sözlükle zar zor okumak mümkün. Zaten böyle bir kitabın dilinin hafif olmasını beklemiyordum. Ancak daha çok 'erenlerin' fikirlerinden, nüktelerinden bahsedilmesini beklerken 'keramet ehli' olmalarını ispata çalışan 'uçan' pirler ile karşılaştım. Şeyhlerimizin ululuğunu yazdıklarıyla, okuduklarıyla, fikirleriyle değil, 'akıl' ölçüsünün dışında kalan 'kerametleriyle' anlatıyor.
Yunus Emre'yi 'ulu' yapan şeyhinin rüyasına girmesi değil, "Hak cihana doludur / Kimseler Hakk'ı bilmez / Onu sen senden iste /O senden ayrı olmaz" gibi dizelerinin olmasıdır.
Ama bizim keramet ve ululuk anlaşımız böyle değil anlaşılan. Kitaba çok yansımış.
Okumazsanız hiç bir şey kaybetmezsiniz...
😌 sanat da insandan ... ne kısır bir döngü.. ilginçtir ki hep aşıklar var “aşktaş” diye bir kavram yok mesela “sevgili” varken.. aşk bence tek taraflı bir olgu işe karşı taraf da dahil olunca kayboluyor...