Beril

Beril
@endsofbook
now that were here, how do we get back?
9/10
·328 syf.··
2023 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2023 10:56
Yazarın daha önce “Normal İnsanlar” adlı kitabını okumuştum, ne sevmiş ne de sevmemiştim. Ama okuduğum sırada tam bir kafa dağıtmalık, dizi tadında bir kitap olduğu için bana iyi hissettirdiğini hatırlıyorum. Zaten çoğunuz ya dizisiyle ya da kitabıyla karşılaşmışsınızdır. Bu kitabının ise Normal İnsanlar’a göre sevmeyeni daha çok. Bitirdiğimde, o kesimden olmadığımı söylemeliyim. Çünkü anlatımı ve olay örgüsü bana göre daha iyi kurgulanmıştı. Normal İnsanlar’ın anlatımı kesik kesik ve biraz karışıktı. Fakat bu kitabın akıcılığı sayesinde kurgudan kopmuyorsunuz. Konusu ise oldukça basitti ama böyle bir kitap arayışındaysanız tercih edebilecekleriniz arasında en iyilerden. Benim bu aralar teenage bir kitap okumaya ihtiyacım vardı, okuduğumda pişman etmedi. Ama edebi açıdan beklentiniz varsa eğer hiç bulaşmayın derim. Konusu ise şu şekilde; Alice ve Eileen adında iki arkadaş üniversite yıllarında tanışırlar ve çok yakın iki dost olurlar. Otuzlarına geldiklerinde ise yaptıkları işler ve yolları birbirlerinden farklıdır. Bu yüzden uzak yerlerde yaşamlarını sürdürürler. Bu süre içinde ise e-posta ile haberleşirler. İkisinin de hayatlarında zorlu iniş çıkışlar olur ve gelecekleri belirsizlik içerisindedir. Ulaşamadıkları bir güzel dünya arayışını görmekteyiz. Karakterlerin düşüncelerinde de böyle bir karamsarlığı fazlasıyla hissediyorsunuz. Kısacası Y kuşağının ilişkiler, iş, yaşama uğraşı ve yanlış anlaşılmaları üzerine kurulu bir kitap. Sonunu, okurken tahmin ediyorsunuz fakat yine de son bölümünde duygulanmadım diyemem. Normal İnsanlar’ı sevenler genelde bu kitabını sevmemiş ama bence aralarında uçurumlar kadar bir fark yok. Yakın zamanda bu kitabı da bir dizi uyarlaması olarak görebiliriz. Dediğim gibi beklentinizi çok yüksek tutmayın.
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,623 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·208 syf.··
2023 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 12:20
Japon asıllı, İngiltere’de büyümüş, 2017 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş bir yazar. Ödül gerekçesi ise; “büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkaran bir yazar,” olarak tanımlanmış. Kitabı ilk okumaya başladığınızdan itibaren yazarın sade, süslü anlatımdan uzak bir dile sahip olduğunu görüyoruz. Öyle ki kitap boyunca hiçbir söz sanatına denk gelmeyiz, aynı zamanda yazar karakterin duygularını, hislerini asla dile getirmez, bundan kaçınır. Kitabı asıl güçlü yapan da bu özelliğidir. Anlatımda herhangi bir duygu tanımlaması göremezsiniz fakat baş kahramanın hislerini anlayabilirsiniz, bu da oldukça zor bir yetenek bence. Tabii bu anlatımın tercih edilmesinin bir diğer sebebi de, baş kahramanın 1920’lerde bir İngiliz malikanesinde başuşak olarak çalışmasından dolayı da olabilir. Hem görevi gereği, hem de kişisel birikimi açısından duruşu anlatımla paralellik oluşturuyor. Bu da kitaba gerçekçilik katıyor. Başuşak olarak bahsettiğimiz kişi Bay Stevens. Kitabı onun bakış açısından ve anılarından hareketle okuyoruz. Bay Stevens, mesleğine tam anlamıyla âşık biri. Öyle ki artık kişiliğini tamamen kaybetmiş ve kendini sadece görevine adamış bir halde buluyor. Çalıştığı malikanenin el değiştirmesi ile birçok şey de değişmeye başlar. Yeni işvereninin kendisine verdiği izni ise bir süre mektuplaştığı, eski kahyalardan olan, Bayan Kenton’u ziyaret etmek için kullanır. Kitabın başında Bayan Kenton’dan aldığı mektupta mutsuz olduğunu hisseder ve bu sebeple yola çıkar. Bu yolculuğunda hem başuşaklığa ulaşma serüvenini hem de iş tanımını anılarıyla bize anlatır. Kitap hakkında benim düşüncem ise, biraz da olsa edebi bir dilde kitapları okumayı seviyorsanız beğenmeyeceğiniz yönünde.
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
8/10
·160 syf.··
2023 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2023 14:41
Shakespeare tiyatrolarının asıl amacı okunmak için değil sahnelenmek içindir. Bu yüzden de kitaplarını okurken daha çok sahnede bir tragedya izliyormuş gibi hissedersiniz. Othello’da da bu keyfi, coşkuyu, hayranlığı fazlasıyla yaşıyorsunuz. Her tragedyanın bir kilit kahramanı vardır. Bu kitap adını ne kadar Othello karakterinden alsa da asıl kilit karakter “İago”dur. Bu karakterde aşka ve masumluğa karşı bir hırs ve nefret görmekteyiz. Kitap boyunca da bu karakter sayesinde saf düzenin ve masumluk dünyasının kötülüğe yenilişini tam manasıyla adım adım seyrediyoruz. Kitapta çoğunlukla saf bir düzen, masumiyet ve imkansızlıktan doğan bir aşk teması işleniyor fakat daha sonra, kitabın bir kıskançlıklar trajedisine dönüşümünü görüyoruz. İago’nun yaydığı asılsız söylentiler ve vesveseler yüzünden Othello hazin bir sona sürüklenir. Psikolojide kullanılan “Othello Sendromu” da adını bu karakterden alır. Kıskançlık sanrılarının nasıl bir boyuta ulaştığını buradan da anlayabiliriz. Tiyatro okumayı seviyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap oldu.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
9/10
·128 syf.··
2023 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2023 11:22
Japon edebiyatı pek fazla ilgi duyduğum bir tür olmamasına karşın bu kitabı çoğu sayfada ısrarla tavsiye edilmesinden dolayı okumak istedim. Türk edebiyatından bir kitaba benzetecek olursam Aylak Adam’a benzetirdim muhtemelen. İki kitapta da kendini her konuda başarısız gören, kendini bir yere ait hissetmeyen, toplumda bulunmaktan korkan, kendini bulamayan bir karakter görüyoruz. Ayrıldıkları nokta ise şu; İnsanlığımı Yitirirken’de Oba Yozo bu korkularının üstünü örtmek için soytarı rolüne bürünüp toplum içinde kendini baskılamaya çalışan bir karakter. Fakat bu süreç içinde gittikçe kendini daha da dibe çeker, umutsuzluğa teslim olur ve her türlü bağımlılığı edinir. Birçok kez intihar girişiminde bulunur ve adından da anlaşılacağı üzere en sonunda insanlığını kaybeder. Yarı otobiyografik türde yazılan bu eser, yazarın intihar etmeden önceki son kitabıdır. Yazarın hayatını da araştırdığımızda karakterle aynı detaylara sahip olduğunu görüyoruz. Japon edebiyatı için çok önemli bir yere sahipmiş bu kitap. Bence de hem karakterin psikolojisini net bir biçimde okuyucuya hissettirmesiyle hem de akıcı, sade diliyle okunmaya değer bir kitaptı. İlk Japon edebiyatı tavsiyemi de bu kitaptan yana kullanmam da güzel oldu bence, ilgilisine tavsiyedir…
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
8/10
·166 syf.··
2022 51. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2022 09:38
“Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmak demektir.” Diye söze başlıyor yazar. Kitabı okuduğunuz zaman da bu söze fazlasıyla hak veriyorsunuz. Çünkü psikiyatr Viktor E. Frankl, 2.Dünya Savaşı sırasında Naziler’in eline düşmüş ve Auschwitz toplama kampında bir dönem yaşam mücadelesi vermiş biri. Burada yaşadığı zorlukları detaylarıyla kaleme almış bu kitabında. Bir nevi her gün ölüme uyanmanın nasıl bir his olduğunu anlatıyor. Birçoğumuz bu toplama kamplarında korkunç şeyler yaşandığını zaten biliyor fakat doktor burada hayatta kalanların bir amacı olduğunu göstermek istiyor aslında. Logoterapi’nin kurucusu olan doktor bu yaklaşımının ilkeleriyle, kampta yaşadığı deneyimlerini harmanlıyor. Farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. İki bölümden oluşan kitapta öncelikle yaşadığı deneyimlerini, daha sonra da Logoterapi’nin ana hatlarını okuyoruz. Bu kuram kısaca gelecek ve anlam odaklı yaşam olarak tanımlanabilir sanırım. Bu kısımda doktorun birkaç hastasıyla yaptığı terapilerden de alıntı olması okuyucuya örnek teşkil etmesi yönünden fazlasıyla hoşuma gitti. Kendi hayatıma uyarlayabileceğimiz birçok düşünce tarzı katmış oldu bana. Son olarak kitapta da geçen ve beni çokça etkileyen Nietzsche’nin şu sözüyle bitireyim; “Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir.”
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma