(...) Bir Goethe‘yi anlamayız. Onun Hâfız‘a olan hayranlığını, Doğu-Batı Divânı’nı, Allah Resulü için yazdığı şiiri, ne demek istediğini, nasıl bir dünya hayâl ettiğini vs… Shakespeare‘in Hayyam‘dan neler aldığını görmeyiz. Dante‘nin La Commedia Divina’sının hangi Endülüslü’nün genişletilmiş bir öykünüşü olduğunu farketmeyiz. Şiirin en büyük gıdası olan romantik aşkın, Avrupa’ya Yunan ve Roma’dan değil, Endülüs’ten geldiğini bilmeyiz.
BÜYÜK MUZTARİBLER -Düşünce Tarihine Bakış-IV-, 7 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Bir medeniyetin yenilmesinin ana sebebi medeniyetin kendi hataları olabilir lakin yenilen tarafın ekonomik ve sosyal koşularda hâlinin içler acısı durumda olmasının en büyük sebebi galibin vicdansızlığıdır.
"Haçlı ruhuyla yoğrulmuş Avrupalıların Müslümanlara karşı elde ettikleri pek çok başarılı işgal hareketinin tarihine göz atıldığında, 'şehre zorla girelim, içeride bulunan bütün Müslümanları öldürüp mallarına el koyalım!' şeklinde dile getirilen bir zihniyetin hâkim olduğunu sıkça görmek mümkündür."
Her yerde savaş. Psikolojisi, sosyolojisi, ekonomisi ... İspanya'da Endülüs uygarlığında yüzlerce yıl sürmüş barışçıl bir dönem var. İslam'ın, Yahudilerin altın çağı. Rönesans'ı beslemiş. İncelememişler barışın dinamikleri nedir diye. Sormuyorlar "Bunlar niçin, nasıl 400 yıl savaşmadan altın çağı yaratabildiler?" Böyle meseleleri yok.