İslâm Tarihi
Abbasi devrinde İslam medeniyeti ve bu medeniyeti türklerin etkisi Endülüs tarihi de ayrıntılı bir incelemeden geçirildiği taktirde , orada da bütün Avrupa’ya doğru yolu gösteren yüksek medeniyet kurucularının ve ilim saçan büyük âlimlerin doğudan giden Türk âlimleri ve Türk ırkından, Müslüman olmuş, tıpkı bugünkü Müslüman Türkler gibi Arap isimleri takılmış berber-Hazarlar olduğu kolaylıkla anlaşılır. Tarih belgeleri ile edinilen bilgilere dayanarak kesin olarak denilebilir ki , İslam’dan evvel bir Arap medeniyeti olmamıştır. İslam devrinde de medeniyeti yaratan Araplar değil, onlardan başka ırktan olanlar ve özellikle Türklerdir.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Luisa herkese acıyan insanlardan değildir, ben de öyle. Ya da belki acırız da, bir fakire her rastlayışımızda elimizi çantamıza (veya benim durumumda cebime) atacak kadar değil; Madrid'de bununla başa çıkamazdık, böyle hesapsız harcayacak kadar para kazanılmıyor, vicdansız ve beceriksiz yetkililerimiz dili, ülkeyi ve adetlerini bilmeyen kaçak göçmenleri sonu gelmeyen dalgalar halinde en büyük kente yollayıp sokaklara bırakıveriyorlar - Endülüs'ten ya da Kanarya Adaları'ndan, Doğu'dan gelmişlerse Katalonya'dan, Balear Adaları'ndan ülkeye sızmış, ülkelerine göndermeye kalksalar nereye göndereceklerini bilemeyecekleri insanlar; orada izin belgeleri, paraları olmadan idare etmeye çalışıyorlar, fakirlerin sayısı giderek artıyor, fakir olmakla kalmayıp şaşkınlar, yollarını kaybetmişler, kaybolmuşlar, avareler, anlaşılmazlar ve adsızlar.
Sayfa 17 - III Dans·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ve o an... Her şey bittikten sonra bir şeyi farkedecektim. Çektiğimiz bu sahnenin, yani Müslümanların Endülüs'teki varlıklarının sona erdiği, memleketlerini terk ettikleri bu sahilin bizim de Endülüs'te belgesel için çektiğimiz son sahne olduğunu farkettim. Bu sahili çekmeyi planlamıştık; ancak akış gereği zamanlama olarak son çekim olarak değil... Ne yaman ne sarsıcı bir durum. İşte kader denilen zaman ve mekânın eşya ile buluştuğu o görünmez plan... Zaman, mekan ve kamera ancak bu kadar kendi başına bir mesaj içerebilirdi.
Sayfa 43·Kitabı okudu