Gelecek, “gömülmüş bir saatli bomba gibi, ama bugün tiktaklarını duyuyoruz.” Sıklıkla sorulan “bu yeni kuşak kimlerdir?” Sorusuna verilecek en iyi yanıt: “Saatin tiktaklarını işitenler.”
Onları tümüyle inkâr edenler kimlerdir sorusunun yanıtıysa şu olmalı: “Durumu olduğu gibi görmeyi reddeden ya da bilmeyenler.”
Yalnızca nükleer ve biyolojik silahlara sahip olmayan küçük ülkelerin savaşa kalkışacak durumda olması da kimseyi avutmasın. “ya zafer ya ölüm” sloganının ikna edici özelliğini hala koruduğu bölgeler olduğu gerçeği artık kimse için sır değil.
Aslına bakılırsa ulusal bağımsızlık, yani yabancı egemenliğinden azade olma hali ve devlet egemenliği, uluslarası ilişkilerde denetimsiz ve sınırsız iktidar iddiasıyla özdeşleştirildiği sürece, savaşı ikame edecek başka bir yolun ortaya çıkması da olanaklı değildir.
Savaşın hala bizimle olmasının başlıca nedeni, ne insan türünün gizli ölüm istenci, ne bastırmaya gelmeyen saldırganlık dürtüsü, ne de daha inandırıcı olsa da silahsızlanmanın içerdiği ciddi toplumsal ve iktisadi tehlikelerdir. Savaşların hala var olmasının nedenini, uluslararası ilişkilerde savaşın yerine siyasal sahnede başka bir nihai hakemin ortaya çıkmamış olmasında aramak gerekir. Hobbes, "kılıç olmaksızın sözleşmeler sözden başka bir anlam taşımaz" derken haksız mıydı?