Aydınlanma felsefesi akılcı olduğu kadar bilimcidir de. Zira bilim, aklın en mükemmel halini temsil etmektedir. Bu sebeple bilim, Aydınlanma döneminde en üstün zihinsel otorite kabul edildi. Bu aynı zamanda insan aklına güvenin bir gereğiydi.
Modernitenin geleneksel kölelikle ilgili zihinlere kazıdığı görüntü, elleri ve ayakları zincirlere bağlanmış kişilerin görüntüsüdür. Köle denildiğinde herkes böylesi bir görüntüyü düşünüyor ve bugünün dünyasına baktığında düşündüğünü göremeyince kölelik bitti zannediyor. Hâlbuki geçmişin köleliğinde zincirlerle bağlı olmak istisna bir durumdu.
Artık ayakları ve elleri zincirle bağlı bir şekilde bedeni köleleştirilmiş insanlar yok; istemediği hâlde efendisinin yatağına giren ve efendisinin cinsel fantezilerine araç olan kadınlar yok; savaşa efendisinin adına katılıp ölenler yok; efendisini eğlendirmek için aç aslanlarla savaşan, arenalarda birbirlerini parçalayan gladyatörler yok... Acaba gerçekten öyle mi? Modernitenin her fırsatta dile getirmekten pek hoşlandığı üzere, modern zamanlarla birlikte kölelik gerçekten yok oldu mu? İnsanlar, insanlık onurunu yok eden, aşağılayan kölelik belasından kurtuldular mı? Modernite, dinlerin yapamadığını yapıp köleliği yeryüzünden silip attı mı?
Kimilerinin gerçekten özgür olabilmesi için ötekilerin köle olmaları gerekir. Uygar bir halkın kendi kültür kalıtımını sürdürebilmesi için, öteki ırkları sömürmesi ve onları tüm insan haklarından yoksun bırakması gerekir.