…Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
“Âdem günaha tek başına girmedi. Havva’yı ve baştan çıkarmayı da ekle. Sonra başka bir adam daha eklersen zina ihtimali doğar. Cinsellik ve insanları eklersen günah eklenir. İnsanların kolları olmasaydı başkalarını elleriyle boğamazlardı. O şekilde girilen cinayet günahı olmazdı. Kolları eklersen yeni bir şiddet olasılığını da eklersin. Amipler günah işleyemez çünkü bölünerek çoğalırlar. Birbirlerinin eşlerine göz dikmezler ve cinayet işlemezler. Amiplere cinsellik, kol ve bacak eklersen cinayet de olur, zina da. Birine bir kol veya bacak ekle ya da birer tane çıkar, olası kötülüğü eklemiş veya çıkarmış olursun.”
....Kimin hapse gireceğini, kimin girmeyeceğini herkes bilirdi. Siyah bir katil, bir katildi; beyaz bir katilse mutsuz biri. Yasaların çoğunun, renkle değil parayla ilintili olduğundan emindi.
Seçkinler çevresi her şahsın fikrinin diğerlerine göre biçimlendiği çevredir. Diğerlerinin fikirlerinin tersine mi biçimlenmiş? O zaman edebi bir çevredir.
“İyice düşünüp taşınmadan iyilere kötü, kötülere iyi demek hak bilirlik olmaz. Sadık bir dostu reddetmek, bence kendi kendimizi hayatın en aziz bildiğimiz bir parçasından yoksun bırakmaktır.”