Bütün ciddiyetimle yemin ederim ki, hayırlı bir şey düşünmüyorum!
2009 yılında serinin ilk kitabını aldığım o sıcak yaz gününü hatırlıyorum. Saçlar jölelenip kirpi gibi yapılmış, diz kapağının altına kadar uzanan kot bir şort, üstte renkli bir gömlek... (O zamanın trendi buydu tabii, bizim de modaya yön verdiğimiz pek söylenemezdi.)
17 yıl önce Felsefe Taşı kitabının ilk sayfasını okumaya başladığım andaki heyecanımdan hiçbir şey kaybetmediğimi yaklaşık iki ay önce yeniden fark ettim. (Bir bölüm daha okuyup uyumalıyım, bir bölüm daha... bir bölüm daha...)
Ve seriyi yine en baştan sona heyecanla tekrardan başlayıp bitirdim. Hâlâ heyecanla sayfaları çevirip, heyecanlanıp, bazen korkup, çoğu zaman kalbimin derinliklerinde sevgiyi, cesareti, dostluğu hisseden kendimi buldum.
J.K.Rowling, sen müthiş bir yazarsın. Muazzam bir şekilde kurguladığın bu büyülü dünyaya (yeniden) adım atmak tarifsizdi. Harry, Ron ve Hermione ile her yıl bir gizemi çözerken; küçücük bir ayrıntının binlerce sayfa sonra karşıma gelince "bu kadar ayrıntılı düşünmüş olamazsın" dedirttin. (Beni bu Muggle dünyasından alıp büyülü evrene davet ettiğin için teşekkür ederim.)
Ne zaman Hedwig's Theme'i duysam hemen ıslıkla eşlik etmeye çalışırım. Bir kitapçıya gittiğimde dağınık duran seriyi birden yediye doğru güzelce sıralarım. Elime uzun bir sopa ya da çubuk geçtiğinde bir anda "Harry Potter.. The Boy Who Lived.. Come to die. AVADA KEDAVRA!" dediğim çok olmuştur. (Enes iyi çocuk.. ama )
Merlin'in sakalı!
Kirpi saçlı çocuk ile yeniden aynı hisleri, anları, hayalleri, özlemi yaşadığım için çok mutluyum ve biraz da üzgün. Belki hayal ettiği gibi biri olamadım ama umarım varlığım birçok insana güzel anlar yaşatmıştır. Seni yeniden görmek güzeldi kirpi saçlı çocuk.. Yeniden görüşüne dek..
**MUZİPLİK