10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Daha önce birçok -modern gün/romantik&fantastik- Türk yazar okumuş biri olarak diyorum ki, bu açık ara en iyisiydi. Bir yandan kendi kitabını yazmaya çalışan ve çok araştıran biri olarak söyleyebilirim ki üzerine çok düşünülmüş ve emek harcanmış bir kitap. NYC Times bestseller fantastik kitaplarıyla çok rahat bir şekilde kıyaslanabılecek kalitede bir hikaye. Acilen ingilizceye çevrilip Avrupa ve Amerika'da da basılmalı; bizi harika bir şekilde temsil edeceğine eminim. Okuduğum kitapları degerlendirirken şu konular üzerinden değerlendirmeye çalışıyorum: 1-Yazımı Her şey çok dengeliydi. Cümleler çok akıcıydı. İç monologlar, betimlemeler, diyaloglar çok iyi dengelenmişti. Gereksiz tekrar ya da ağırlık yoktu. Fantastik bir roman için ideal bir yazımı vardı. 2-Karakterler Karakterlerin bu kadar iyi düşünülmüş ve derin olması beni çok memnun etti. En dikkat ettiğim şeylerden biri karakter derinliği, kendimle bağdaştırabileceğim karakterler olması. Ana karakter Elbis, okuduğum en eğlenceli, en güldüren, zihninde olmaktan en keyif aldığım karakter olabilir. Azel, yaralı Azel Bülbül'üm. O kadar sevdim ki seni. Lenora ve Viktor ayrı güzellikteki karakterler. Kitana ise gizemli ve inanılmaz tatlı tilkimiz. Tüm karakterler eksiksiz bir şekilde ete kemige bürünebilecek karakterlerdi. 3-Tempo Tempo çok iyiydi. Gereksiz bir sahne/bölüm yoktu. Her olay başka bir şeye hizmet edebiliyordu. Hiç sıkmadı ve elimden bıraksam bile geri dönmek için can atıp durdum. 4-Hikaye Hikaye Elbis'in etrafinda dönüyor. Hayatı isteğinin tersine çok sıkıcı. Geçmişini bilmiyor, bir anda kendini garip bir yerde buluyor ve yeni dünyayı keşfederken bir gizemi de çözmeye çalışıyor. Beni çok tatmin etti. Ters köşelerin geldiğini göremeden çarpıverdi. Normalde kolay tahmin ederim ters köşeleri ama burada
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202612 okunma
Puan vermedi
Bu kitap sadece görme engelli bir çocuğun hikâyesini anlatmıyor; aslında hepimizin hayatında tuttuğu görünmez ipleri sorgulatıyor. Furkan'ın dünyayı gözleriyle değil, kalbiyle tanıması etkileyici. Özellikle empati duygusunu geliştiren, umut veren ve okura "engel" kavramını yeniden düşündüren sıcak bir hikâye. İpi Sıkı Tut, okurken bana bazen insanın en büyük engelinin fiziksel şartlar değil, başkalarının ve kendi zihninin koyduğu sınırlar olduğunu düşündürdü. Furkan'ın yaşadığı zorluklar karşısındaki kararlılığı, hikâyeyi sıradan bir başarı öyküsünün ötesine taşıyor. Kitap boyunca onun korkularına, hayal kırıklıklarına ve küçük zaferlerine tanık olurken kendimi sık sık "Ben olsaydım ne yapardım?" diye sorguladım. En çok hoşuma giden tarafı, okuyucuya ders vermeye çalışmadan empati kurdurabilmesi oldu. Furkan'a acımak yerine ona hayranlık duyuyorsunuz. Hikâye ilerledikçe, insanın hayat yolunda bazen sadece biraz cesarete ve kendisine inanan birkaç kişiye ihtiyaç duyduğunu hissediyorsunuz. Belki dili çok edebî veya karmaşık değil; ancak samimiyetiyle etkileyen, umut duygusunu canlı tutan ve kitabı kapattıktan sonra da zihinde iz bırakan bir eser. Bana göre asıl mesajı, hayatta ne olursa olsun kendi ipimizi bırakmamamız gerektiği. Çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin de kendilerine pay çıkarabileceği türden bir eser. Eğer insan psikolojisini ve karakterlerin iç dünyasını anlatan kitapları seviyorsan, bu hikâyenin duygusal tarafı sana dokunabilir.
İpi Sıkı TutYusuf Yıldız · Nesil Çocuk Yayınları · 202544 okunma
Reklam
Puan vermedi·97 syf.··
2026 5. kitabı
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa. Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz. Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi... Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler. Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,757 okunma
6/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
Çok tatlıydı... Ağır konuların arasında boğuşurken yavaşlamamı sağlayan bir kitap oldu. Ölmek üzere olan bir adamın karşısına şeytan çıkıyor ve yaşayacağı her bir gün için dünyadan bir şeyi eksiltebileceğini söylüyor. Böylece şeytanla anlaşarak kendine bir hafta daha kazandırıyor. Bu arada telefonlar, sinema, zaman derken dünyadan bir şeyler siliniyor. Yalın bir anlatımla hayatı sorgulamaya itiyor bizi. Elimizdekileri görebilmemiz için minik minik dürtüyor. Asla sarsmıyor... Tam tersine, yavaşlayarak yaşamanın önünü açıyor kitap. Bu yüzden nefes alabildiğim bir durak oldu benim için. Ah, asıl bölüm kedisiz bir dünyanın nasıl olacağına dair olandı. Pek anlatmak istemiyorum; okuyacak olanlar iyice etkilensin diye bu kısmı gizli tutacağım. Gözlerimin dolduğu yerler oldu. “Ben ne yaşıyorum ya?” ya da “Ben gerçekten yaşıyor muyum?” diye sorguladığım anlar da... Kitabı bitirince pişmanlıklarımı da kucakladım. Bana engel olmalarına izin vermeden adım atmaya devam edecek güce sahip olduğum için kendime aferin dedim. Duralım, yavaşlayalım, nefes alalım, heyecanlanalım, üzülelim. Yaşamaya devam edelim arkadaşlar; ne zaman öleceğimiz belli değil!
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura · Dex Yayınevi · 20212,303 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:41
Yasak atış kitabının serisi ilk çıktığında üç kitabı peş peşe okumuş ve çok sevmiştim zaten hızlı okunan bir seriydi bu kitabı okurken de oldukça seveceğime zaten emindim. Kitabın elimde sürünmesinin nedeni tamamen kendimle alakalıydı. O da benim lanet bir huyum var ki kitap okurken aynı zamanda araya manga alıp onu okumaya çalışıyorum ve sonra duramıyorum yoksa iki günde biterdi bu kitap aslında. Kitapta Emilia ve Smith karakterlerini okuyoruz. Emilia iki yıl önce sevgilisinden aldığı kalp yarasıyla oradan ayrılarak başka bir şehre taşınıyor amcasının yanına, Smith de aynı şehirde Comets de hokey oynuyor. Arkadaşları ona ihtiyar deyip dalga geçiyor çünkü yaşı bir hayli ilerlemiş ve Smith’in sene sonunda hokeyle vedalaşma endişesi var. Emilia ve Smith Hokeycilerin sıklıkla geldiği bir barda tanışıyorlar ikisi de birbirleri hakkında hiçbir şey bilmiyor isimlerini işlerini birbirlerine söylemiyorlar. Hollisin de gazlamasıyla Emilia ve Smith o gece bir şekilde birlikte oluyor. Ancak bir sorun var ki ikisi aynı yerde çalışacaklarını öğreniyorlar. Emilia sosyal medya direktörü ve Smith ise direktörlüğünü yaptığı takımın oyuncusu ve aynı zamanda koçu da Emilianın amcası. Keşke sadece bunla kalsa aynı zamanda bir kural da var ve o da hokey çocuklarıyla yatmaları aralarında bir ilişki olması kesinlikle kural ihlali. Ancak kimsenin bilmediği şey bu kuralın zaten iki sene önce çiğnendiği. Kitabı gerçekten çok severek okudum biraz elimde süründü biraz da arkadaşım bitirmem için zorbaladı ama kitaptan gerçekten büyük keyif aldım. İçinde erotik unsurlar var tabiki. Bunun dışında zaten oldukça hızlı ve akıcı okunan bir seri -ben onu beceremesem de…- Bende sadece şöyle bir sıkıntı oldu serinin ilk kitaplarını çok daha önce okuduğum için bazı kopmalar yaşamış bulundum ama yine de
İnceleme
Yasak AtışTeagan Hunter · Pukka Yayınları · 2025238 okunma
7/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 17:37
İvan İlyiç; işi, kazandığı para ve beklediği terfilerle kendini sürekli bir üst basamağa taşıma hırsıyla yaşayan, dışarıdan bakıldığında 'başarılı' görünen biridir. Ancak bu başarı tablosunun ardında bitmek bilmeyen bir boşluk vardır. Sosyal statüsünü yükseltmek uğruna sıradan insanlardan sıyrılıp soylu ve varlıklı çevrelerde kendine yer edinmeye çalışır. Her elde ettiği başarıdan sonra, anın tadını çıkarmak yerine bir sonraki hedefine odaklanır; böylece yaşadığı günün kıymetini bilmeden, geleceği inşa etme takıntısıyla ömrünü tüketir. ​Bu hırsların esiri olmuşken, ani bir hastalıkla yaşamın yavaş yavaş elinden kayıp gittiğini fark eder. Ölümüne yaklaşan her gün, geçmişte inşa ettiği o kusursuz hayatın aslında ne kadar boş ve sahte olduğunu dehşetle idrak eder. Hastalığı ilerledikçe ailesi onu bir 'engel' olarak görmeye başlar; o da bunun farkındadır. Tolstoy, karakterin iç dünyasındaki çöküşü ve sorgulamaları oldukça etkileyici bir şekilde aktarır. Toplumun dayattığı normlara göre yaşamanın bedeli, gerçek bir sevgi bağı değil, sahte bir aile hayatı olmuştur. Her şeyin farkına varışın getirdiği derin pişmanlık ve keşkelerle, hayatını boşa harcamış olmanın sancısını çekerek sonuna yaklaşır
1000Kitap
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Reklam
Reklam