Büyük şehrin keşmekeşinde kaybolmuş 4 ruhun sıkıcı tekrarlarla dolu sıkıcı hikayesi. Aslında bu romanda bir hikaye var mı, pek emin değilim. Mine Söğüt'ün şehir hayatının insana dayattıkları ile ilgili olduğunu düşündüğüm fikirlerini veciz cümlelerle bu 4 kişiye söyletmesi denebilir. Keşke bunu bir roman şeklinde değil de denemeler şeklinde okuyucuya sunsaydı.
Kitap 156 sayfa olmasa kesinlikle ilk 60 ya da 70 sayfa sonunda bırakırdım. Sıkıcı tekrarların, sürekli veciz cümlelerle konuşan 4 filozofun (!) ve aralarında bir hayat kadını olmasına rağmen bulundukları ortamda hiç farkedilmemelerinin sürrealizmini kitabın sonu açıklıyor. Ama bu yine de 150 sayfada yaşadığım sıkıntıyı silmiyor.