Dünyaya zihnimizdeki filtreler aracılığıyla bakıyoruz. Bu filtrelerin duygularımızın, olaylara verdiğimiz tepkilerin ve bazı zihinsel hastalıkların nedeni olduğu düşüncesini Shakespeare’inkinden daha özlü bir şekilde ifade edemezdim.: “İyi ya da kötü bir şey yoktur, bir şeyi iyi veya kötü yapan düşüncedir.”
Din samimiyettir. Bu samimiyetin birinci önceliği Allah’a karşı samimi olmaktır. Allah’a karşı samimi olmak, kişinin Allah’a ve O’nun koyduğu kainat düzenine herhangi bir zorunluluk icabı değil, kendinden bir yönelişle uyması demektir.
Çok mu yalnızdım? Öyleyse bile, bunu kendim kalabilmek için göze almış olmalıydım. Ama işte, insan bazı bedelleri ömür boyu ödemek istemiyor. Tek başına bir şey değil, kendinden büyük bir şeyin parçası olmak istiyor bazen. Ummanın damlası, başağın buğdayı, ağacın dalı, hatta dalın hışırtısı… Çareyi kainatın sırrında değil, kendi gibi bir başka ben’in yamacında arıyor. Ufacık bir yakınlık uğruna, canını sıkacak, kalbini kıracak, kendini değişmeye zorlayıp hayatını büsbütün karartacak birilerini istiyor o zaman yanında.