"Topladığımız çalı çırpıyı/bir araya getir, olur bir kulübe/ dağıt hepsini, olur yeniden bir çalılık." Bu eski şarkı bizim düşünce şeklimizi anlatır. Güzelliğin objelerin kendisinde değil, objeler arasında türeyen gölgelerin şekillerinde, ışık ve karanlıkta olduğunu düşünürüz. Gece beliren parıltılar, pek tabii gecenin ortasında ışık saçarlar ama aynı parıltıların gündüz ışığının altında tutunabilecekleri gölgeleri olmaz.
Ve hepsinin ötesinde pilav vardır. Ancak parıl parıl parlayan siyah lake kaba koyulmuşsa, pilav bile bakması güzel bir şeye dönüşür ve iştah kabartıcı olur. O yeni pişmiş bembeyaz pilav, kapağı sımsıcak tutan buharı emerek siyah kapta şişer, her bir tanesi inci gibi parlar. Bu manzarayı hangi Japon görse kendini şükran duygusu beslemekten alıkoyamaz.
Cengiz Aytmatov yalın, sembollerle örülü kaleme aldığı bu eserinde; bir kelimeyi dahi değiştiremeyeceğini çünkü ancak yazmak ya da yazmamak seçeneğinin olduğunu açıklamasında belirtiyor. Eserin finaline duygusal bakmak ve farklılık ummak yerine mesajına odaklanmak konusunda yazara katılıyorum.
Beyaz gemi metaforu; psikolojide saflığı, kurtuluşu, temiz bir sayfa açmayı simgeler. Çocuğun adını bile bilmediğimiz çocuk saf bir karakterdir. Babasının siyah ya da beyaz olduğunu bilmeden bir umutla bekler. Mümin dedesinin güçsüzlüğünün farkındadır. Kendisi, dedesi ve Bekey teyzesi için bir kurtuluş bekler. Çocukta animizm (canlandırmacılık) görülmektedir. Gözü gibi baktığı okul çantasıyla konuşur. Aslında yalnızdır.
Mümin Dede beyaz bir karakterdir. Kültürünü geleceğe taşıyan, atalarının inançlarını benimseyip coşkuyla inanan, gururunu önemsemeden ailesini korumak için kendini öne atan, hayatında belki de sadece 1 kere torunu için başkaldıran, beyaz olmasına rağmen zayıf bir karakterdir. Bu tutumu da iflas eder.
Nine saf çıkarcı, gri bir karakterdir. Zorbalığa, zalimliğe ses çıkarmaz. Ancak çıkarları için buna katlanmak gerektiğini düşünür.
Bekey teyze psikolojik şiddetin etkilerinin vücut bulmuş halidir. Kendisine yapılan hakaretleri,fiziksel şiddeti kabul etmiştir. Hatta kendisini kurtarmak isteyen babasına dahi karşı çıkar. Travmatik bağlanmaya sahiptir. Bu kurbanın istismarcıya karşı geliştirdiği yıkıcı ve duygusal bir bağdır.
Orozkul simsiyah bir karakterdir. Vatanına bağlı olmayan, Maral Ana'ya ihanet eden torunlarını simgeler. Empati yoksunu, aldatma ve manipülasyon yapan, toplumsal kural ihlali yapan, sorumsuz, pişmanlık hissetmeyen, dürtüsel birisidir. Yaşlı Mümin dedeyi toplum içinde bilinçli ve haz duyarak aşağılayabilecek, şiddet