Puan vermedi·456 syf.··
2026 6. kitabı
Merhabalar Dr. Bruce D. Perry bir çocuk psikiyatristi ve Maia Szalavıtz ise bir gazeteci. Kitabın konusu çocukluğunda travma geçirmiş kişiler odaklı. Genelde ihmal ve istismar yaşayan çocuklarla çalışmış olan çocuk psikiyatristi Dr. Perry. Yaşanılan travmanın beyni nasıl etkilediğini, bu travmayı atlatıp hayatına devam etmeleri nasıl olur? Travması olan biriyle etkileşim, iletişim nasıl olmalı gibi konuları işliyor. Alanımla ilgili olduğu için okumayı tercih ettim ve ilgimi de çekti. Bence bu kitabı hukuk, eğitim, sağlık sektöründe çalışan kişilerin okuması gerek! Hatta anne baba adayı olan, olmayı düşünen kişiler de okumalı diye düşünüyorum. İlerleyen günlerde daha verimli bi şekilde kitabı tekrardan okumayı planlıyorum. Son bölümleri oldukça karışık geldi. Her bölümle ilgili sorular var sorulardan hemen sonra cevapları veren diğer bölüm vardı. Ben kitabın konu başlıklarını incelemeden okuduğum için unuttuğum kısımlarla sonraki bölümlerde karşılaşmış oldum. Bazı bölümlerde anlatılan travmaları Epstein davasındaki olay ve durumlara benzettim maalesef. Amerika'nın çocuk koruma hizmetlerini anlatıyor biraz ki Amerika'dan nefret ederken daha çok nefret etmeme sebep olan bi kitap!! Travma sahibi olan kişiler ihmal veya istismara uğrayan kişiler okumayı düşünürlerse daha ağırdan okumalılar bence. Keyifli okumalar!!
İnceleme
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Karanlığın Anatomisi
3/10
·408 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:34
Sodom'un 120 Günü, okuduğum en rahatsız edici kitaplardan biriydi. Kitabı değerlendirirken edebî yönüyle yarattığı duyguyu birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü bu eser, okuru etkilemekten çok sarsmayı amaçlıyor. Roman boyunca şiddet, güç ilişkileri, cinsel sapkınlıklar ve insanın sınır tanımayan karanlık yönleri anlatılıyor. Üstelik bunlar yalnızca ima edilmiyor; ayrıntılı ve sistematik bir şekilde aktarılıyor. Bu nedenle kitabı okurken meraktan çok rahatsızlık hissi ön plana çıkıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey anlatılan olaylar değil, kötülüğün sıradanlaştırılması oldu. İnsanların ellerindeki gücü başkaları üzerinde sınırsızca kullanabildiğinde ne kadar ileri gidebileceği sorusu romanın merkezinde yer alıyor. Bu yönüyle eser, bireysel sapkınlıklardan çok iktidarın denetimsiz hâline dair karanlık bir alegori olarak da okunabilir. Yazarın edebiyat tarihindeki yeri de oldukça ilginç. Çünkü bugün psikolojide kullanılan "sadizm" kavramı, adını doğrudan Marquis de Sade'dan alıyor. Kitabı okurken bunun nedenini anlamak zor değil. Bir noktadan sonra romanı değil, yazarın zihnini okuyormuş gibi hissediyorsunuz. De Sade, insanın karanlık tarafını öyle uç bir noktaya taşıyor ki eser, edebî bir anlatının ötesine geçerek insan doğasının sınırlarına dair rahatsız edici bir düşünce deneyine dönüşüyor. Ancak kitabın büyük bir kısmını okurken edebî haz aldığımı söyleyemem. Yer yer insanın sınırlarını zorlayan, hatta neden okumaya devam ettiğini sorgulatan bölümler var. Bazı eserler insanı büyüler, bazıları düşündürür; bu kitap ise daha çok insan doğasının karanlık tarafıyla yüzleşmeye zorluyor. Kitabı okurken aklıma zaman zaman Epstein dosyaları geldi. Elbette biri kurgu, diğeri gerçek bir olay; ancak ikisinin ortak noktası gücün denetlenmediğinde nasıl bir yozlaşmaya
Sodom’un 120 GünüMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 2022772 okunma
Reklam
Kendi Büyüklüğünün Altında Kalan Kitap
8/10
·1026 syf.··
2026 3. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:03
Çok değerli hocamın tavsiyesiyle kendisi bayılıyor gerçekten uzun zaman sonra korktuğum bu kitabı elime alıp okudum. Edebiyatın tarihinin en büyüklerinden biri olmasıyla beraber aynı zamanda sinema ve genel olarak tüm eğlence ürünlerinde çok büyük ağırlığı olan bir “franchise” LOTR. Yani biraz o meşhur “ağır taştır” durumu söz konusu. Filmlere dokunmadım her zaman çünkü ben sinema değil kitap sevdalısıyım ve kitabın çok daha iyi olacağını az daha tahmin edebiliyordum. Açıkçası geçmişte bundan başım yandı tma hatırlamıyorum ama bir kitapta bay üzmüşlerdi değişikliklerle beni Harry Potter’da da aynı durumu yaşadıktan sonra ben yönetmenin değil yazarın vizyonunu görmek istiyorum deyip bu kuralı kendime koydum. Peki ne oldu? Ben fantastik seven bir insanım. Kendimi hep böyle düşündüm. Bu tuzağa düşme sebebim ise Skyrim oyunuydu. SKyrim benim favori oyunum her zaman parmakla işaret edeceğim oyundur. Öyle herkese oynayın demem ama keyifli vakit geçirmemi garanti edebilecek bir oyun olduğunu düşünürüm her zaman. Defalarca oynasam da sıkılmam bıkmam. 3-4 kere bitirdim ve hepsi 100 saate yakındır muhtemelen. Bu da açık ara onu en çok oynadığım oyun yapıyor. Skyrim’in uçsuz bucaksız topraklarını büyülerini dağlarını bayırlarını kılıç savaşlarını şövalyelerini hikayelerini her şeyini çok severim. Benim için en ev gibi hissettiren oyundur. Açıp içinde kitap okurum bıraksanız o kadar sarar beni. Peki Skyrim’de bu kadar hoşuma giden şey ne? Muhtemelen çok sandbox bir oyun olması. Oynadığım ilk lineer olmayan bir oyun ve her köşesinin de dolu olması hakkını vermesi. Her yeni bir yerde bir hikaye ile karşılaşmak ve bunları yaşamak. Ama ben her zaman fantastik dünyayı ve özellikle büyüleri çok sevdiğimi düşündüm. Büyüleri hala çok seviyorum. Gerçekliği, fiziği doğanın kurallarını
Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien · Metis Yayınları · 20166,3bin okunma
8/10
·376 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 20:36
Yazarın okuduğum en akıcı kitaplarından biriydi. Osmanlı polisiyesi kıvamında bir kitap . 16 . yy Osmanlısında gökyüzünde günlerce kalan kuyruklu yıldızın belirmesi ile İstanbulu saran kaos ve bu kaostan zevk alan gizli örgüt ile hafiyeler arasındaki amansız mücadele , insan ruhunun derinliklerindeki hırs ve cinayet tutkusu çok güzel işlenmiş. Tabi aşk ve sadakat ilmek ilmek dokunmuş . Günümüz Epstein olayları gibi yüz karası olaylar ve bu olaylara karışmış devlet büyükleri . Tahmin ettiğim bir nihayete ulaştı fakat yinede heyecanlı ve sürükleyiciydi. Helede eski İstanbul betimlemeleri atmosferi tam yaşattı .. Satırların arasına dönemin dilinden kelimeler, terimler serpiştirilmiş bu da okuru o zaman'a götürüyor . bazı tekrar ve uzatmalar hariç okunulası bir kitap . kötüler hep vardı iyilerde hep var olacak Yani zaman şimdi kötü değil . tarih tekerrür ediyor kılık değiştirerek diyebiliriz ...
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,598 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 23:42
Azdahak İskender Pala III. Murat Padişahlığı, Sokullu Mehmed Paşa Vezirliğindeki bir Osmanlı.. Takiyüddin yönetiminde İstanbul'da kurulan bir rasathane... Gök atlasından beklenen bir kurtarıcı: Sad Maguş, Maguş Azdahak.. Maguş, etimolojik olarak farklı manâlar bulsa da sınıfsal olarak astronomi ve astrolojiyle ilgileri sebebiyle zamanla Batı dillerince büyücü, sihirbaz veya kahin anlamıyla anılmıştır. Günümüzdeki "majisyen" (büyücü) ve "magic" (büyü) kelimeleri bu kökten türemiştir. Sokullu'nun vezirliğini yaptığı dönem boyunca göklerden gelecek kurtarıcı için kötülüğün sınırlarını zorlayan, düzenlenen ayinlerle bebekleri hammadde, anneleri ise kuluçka yerine koyan sapkın grubun yaptıklarını okuyoruz. Evanjelist bir yaklaşımla kendilerini iyiliğin elçisi olarak gören bu grup aslında insana insanın yetersizliğini, eksikliğini ve nefsi hatırlatıp yaratıcı yanında ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Hırs , tamah , ölümsüzlük gibi kavramların ; merhamet , noktanlık , adalet , iyilik gibi temalarla savaşımını dönemin siyasi ve dini özellikleriyle harmanlayarak anlatan Pala , günümüzdeki güncel Epstein Olayları ve dahasını anımsatan olay örgüsüne dair yakından bilgilenmek isteyenler için kitap sonunda bir de kaynakça veriyor. 'Eksiklik hayatta değil, zihinlerimizin içinde.' diyen Kahraman Deniz şarkısıyla incelemeyi bitirirken zalimin zulmüne karşı hiçbir şeyiniz yoksa diliniz olduğunu hatırlatmak istiyorum. Keyifli okumalar.
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,598 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 9. kitabı
Üzerine sayfalarca yorum yapabileceğim bir distopya diyebilirim. Hayvanlar bir salgından dolayı insanlar için ölümcül hale geldiğinden tüm hayvanlar katlediliyor ve insanlar için özel et üretimine başlayan tesisler kuruluyor. İnsanların ne kdr ileri gidebileceğini, kötülüklerinin asla sonu olmadığını, şartlar olgunlaştığında her türlü caniliği ahlaksızlığı içselleştirip kabul edeceğini çok yalın bir dille anlatmış yazar. Bazı okurlar dehşete kapılmış ancak ben kapılamadım. Öyle ya günümüzde çok yabancı olmadığımız şeyler bunlar. Mesela deli dana hastalığı, kuş giribi gibi nedenlerle binlerce masum hayvanın katledildiği kireç çukurlarında diri diri yakıldığı günleri unutmadık sanırım henüz. İnsanın insanı yemesi de ne mecazen ne kelimenin tam anlamıyla yabancı olduğumuz bir durum değil, epstein adası skandallarını hepimiz hatırlıyoruz sanırım. İklim yasası vb bahanelerle sokaklardan bir bir eksilen köpeklerden sonra kedileri de toplamaya başladıklarını biliyoruzdur herhalde. Yakında kuşlar tavşanlar kirpiler derken insan denen yaratık kendisinden başkasına saygısı sevgisi olmayan yoz yobaz canilere dönüşecek. Beni asıl dehşete düşüren kitap değil bunca merhametsiz vicdansız, hayvan ve insan katili yaratıklarla ve onlara ceza vermeyenlerle aynı çağda dünyaya gelmiş olmak.
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,407 okunma
Reklam
Reklam