Kendisinin gözünde birini daha, Abdülhak Hâmid'i de büyütmüştük. Şöhreti de eski ve azametli idi. Sıkılgan olan Atatürk onunla karşılaşmaya da hayli ehemmiyet vermişti. Hristiyan olan karısı ile geldi, sofraya oturdu. Bir iki kadehten sonra kendinden geçmişe benziyordu. Kabaca şeyler de söylüyordu. Mesela sofrada birkaç Türk hanımı da varken kendi eşini göstererek:
- Var mıdır Türkler arasında böyle hanım? sözünü de ağzından kaçırdı.
Atatürk, yabancı "eş"lerden hoşlanmazdı. Türk kadınının şerefini yükseltmek ve ona hiç tariz ettirmeme başlıca meraklarından biri olduğunu bilirdik. Bu söz üzerine kıpkırmızı kesildi. Bir fırtına kopmasından ürküyorduk. Misafir de yaşlı idi.
Kendini güçlükle tuttu. Başka bahislere geçti. Ondan sonra misafirle de pek alakalı olmadı. Zaman hayli ilerlemişti. Misafir kendisinden galiba bir şey sordu.
Sözünü iyi işitmeyen Atatürk:
- Ne buyurdunuz beyefendi? dedi.
- Bana beyefendi demeyiniz.
- Ya ne diyeyim efendim?
- Sadece adam deyiniz.
- İşte onu diyemediğim için beyefendi diyorum ya!
Ne eski rejimde ne de bugün gizli nüfuz ticaretlerinin ve şahsi yolsuzlukların tamamıyla önlenebileceği gibi bir hayale kapılmıyorum. Hiçbir demokrasi bunda muvaffak olamamıştır. Asıl mesele, nüfuz ticaretinin bir sistem hâline gelmesinde, âdeta imtiyazlı politikacıların meşru bir hakkı gibi tanınmasındadır.
Mesele basit değil midir? Bir dönüm içinde bir kır evi disiplinine göre bir metre arsa fiyatının bir lirada karar kıldığını düşünürseniz, aynı yerde bitişik ve dört katlı apartman sistemi bu fiyatı on liraya, yirmi liraya çıkarır. Müsaadeyi verenler spekülasyoncularla ortaktırlar. Onun için nerede arsacılar lehine bir plan değişikliği duyarsanız, hemen hırsızlığa hükmediniz.
Ankara'da milyonlar çalınmıştır. İstanbul'da milyonlar vurulmaktadır.
Sabit olmuştur ki, Mustafa Kemal, şapka ve Latin harfleri devrimlerini başarabilecek kadar kuvvetli bir idare kurmuş, fakat bir şehir planını tatbik edebilecek kuvvette bir idare kuramamıştı.
Çünkü bu, Atatürk'ün devrimleri ile halletmeye çalıştığı medeniyet ve kültürün meselesidir.