“Hiçbir zaman sonuna kadar yaşamaya cesaret etmemiştim,kendimi her zaman kısıtlamıştım ve kendimden hep gizlenmiştim fakat şimdi yoğunlaşmış olan o güç patlamıştı; zengin ve tanımlanamaz denli güçlü yaşama yenik düştüm.Ve artık bu yaşama hala değer verdiğimin farkındaydım; karnında taşıdığı çocuğun kıpırdayışını ilk kez hisseden annenin sevinci gibi ben de bunu anlıyordum.”
“Bu kadının saf içgüdüsüyle öngördüğü,her insanın yaşamasını doğal bulduğu duygulardan bende eser yoktu.İşte,duygularımdaki tutukluğun ne denli ilerlemiş olduğunu ilk kez o an anladım -bir akıntıya kapılmış,hiç durmadan ya da kök salmadan berrak suyun yüzeyinde sürüklenip gidiyordum sanki ve bu soğukluğun ölmüş ya da ceset benzeri bir şey gibi olduğunu biliyordum; sadece henüz o çürük nefes kokusu etrafı sarmamıştı ama iyileşemeyecek derecede uyuşmuş,duygulardan yoksun karanlık bir soğukluktu bu.Gerçek,fiziksel ölümün de ötesine geçmişti ve çürümeye başladığı dışarıdan da görülüyordu.”
Kitapta her distopyada olduğu gibi sınjflar var,ana karakterde neredeyse her distopyadaki gibi en alt tabakada yer alıyor.Yine bir çark var en üsttekilerin isteğine göre dönüyor ve en alt tabadaki ana karakterimiz de kitapta bu en üsttekilere ulaşarak içten çökertmeye çalıştığı çarkı konu alıyor kitap.Konusu biraz klasik olsa da çok güzel işlenmiş bir serinin ilk kitabı,heyecan,macera durmak bilmiyor.Herkese tavsiye ederim.