Öncelikle Zweig’ın ilk okuduğum kitabıydı ve diline bayıldım,yazış biçimi,üslubu o kadar iyi ki,sade ve yalın ama bir o kadar yumusak ve dokundurarak anlatımıyla kitabın akıp gitmesine neden oluyor ve ne ara bitti kitap diye kalakalıyorsunuz.Kitabın konusu hakkında spoilersız bir şey söylememek için girmiyorum ama konuyu ele alış ve bitirişi de gayet yerinde ve güzeldi.Satranç başta olmak üzere Zweig’ı herkese tavsiye ediyorum.
Müthiş bir distopya,sistem ve onun berbatlığını,çarkların işleyişini ve o çarkın başındakileri anlatan türde bir kitap olan 1984,kitabın ana karakterinin her şeyden haberi olmasına rağmen o çarka hem uyuyor gibiyken bir yandan da baş kaldırış isteğiyle sürdürdüğü hayatını ele alıyor burada Orwell.Okuduğum en iyi distopik kitapların en başında gelen bir kitap,herkese tavsiye ediyorum.
“Sen gülünce ben de hemen gülüyorum. Sen ağlayınca ben de hemen bir sigara yakıyorum. Sen pazara çıkınca ben de en azından balkona çıkıyorum. Sen bir şey sorunca biraz düşünüp cevap veriyorum ama çoğu zaman yine yanlış oluyor, kimi zamansa susarak boş bırakıyorum o soruyu. Sen tartışmak isteyince bildiğim her şeyi unutuyorum. Sen unuttun mu deyince zaten bildiğim bir şeyi tekrar hatırlıyorum. Senin varlığın bana yapılmış enteresan bir şaka sanki. Aslında ben hâlâ bu şakaya nasıl karşılık vermem gerektiğini arıyorum.”
“Diyeceksiniz ki niçin! Ne bileyim niçin! 'Önce bir özgür olalım da, ondan sonra o özgürlükle ne yapacağımızı düşünürüz' demiştik. Belki de hiçbir şey yapmazdık. O hissin kendisi yeterdi bize. Özgürlüğü hep insanın canının istediğini yapması zannediyoruz, oysa özgürlük her şeyden evvel bir histir. Eylemden önce o his gelir. İnsana bir şey yaptıran yahut yaptırmayan o histir.”