Türkçede "Hoşça kal." gibi çok güzel bir ayrılış sözü, "Güle güle..." gibi anlamlı bir uğurlama sözü varken İngilizceden dilimize giren bye bye [bay bay] sözünün yaygın kullanımı, yarı aydın özentisidir.
Sayfa 210 - PapatyaBilim Üniversite Yayıncılığı, Dip Not·Kitabı okudu
Kalıplaşmış sözler, gereken durumlarda, anlamları pek düşünülmeden kullanılır. Tıraş olmuş birine söylenen "Saatler olsun." sözündeki "saatler" sözcüğü, "sıhhatler" sözcüğünün bozulmuş biçimidir. Ölen birinin yakınlarına söylenen: "Başınız sağ olsun." sözündeki "baş" sözcüğünün bu sözdeki anlamının "aile reisi, topluluk lideri" olduğunu düşünmeyiz. "Bir yastıkta kocayın." tümcesini, anlam yoğunluğu içerdiğinin ayrımında olmadan kullanırız. Hapşıran birine "Çok yaşa!" derken bu sözün, hapşırmanın tehlikeli bir vücut tepkisi olduğunu belirtmek için oluşturulduğunu bilmeyiz.
Sayfa 208 - PapatyaBilim Üniversite Yayıncılığı·Kitabı okudu
Her ulusun, dünyaya bakışı, dünyayı söze dönüştürüşü, gelenekleri, görenekleri, sözcüklerinin kavram alanları birbirinden farklı olduğu için deyimleri de birbirinden farklıdır.
Söz gelişi Türkçede çok etkili yağan bir yağmur için "Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor." tümcesindeki "bardaktan boşanırcasına" deyimi kullanılırken İngilizcede "İt is raining cats and dogs." (Kediler ve köpeklercesine yağmur yağıyor.) deyimi kullanılır.
Bunun nedeni, İngiltere'deki yaşamdır. İngiltere'ye yağmur çok yağar; hava, çoğu zaman kapalıdır; sislidir. Yağmur ve kar tutmaması için, evlerin çatılarındaki eğim azdır; çatı saçakları, yere yakındır. Güneş çıkınca kedi ve köpekler çatıya çıkar, çatıda güneşlenir. Ansızın bastıran yağmur, kedi ve köpeklerin çatılardan hızla inmesine yol açar. İşte bu durum, İngilizlerin "İt is raining cats and dogs." (Kediler ve köpeklercesine yağmur yağıyor.) deyiminin oluşum gerekçesidir.
Bununla birlikte diller arasında, deyimler yönünden kimi benzerlikler, yakınlıklar, dahası eşitlikler de söz konusudur. (...) Bizim "kendisine gelmek" deyiminin İngilizcedeki karşılığı (come to oneself) hemen hemen aynıdır.
Sayfa 206 - PapatyaBilim Üniversite Yayıncılığı·Kitabı okudu
Çok anlamlılık, dilin anlatım gücünü gösterir.
(...)
Çok anlamlılık her dilde vardır. Her dil, çok anlamlılığı kendi özelliklerine göre kullanır.
Örneğin yeni sözcük oluşturma, sözcük birleştirme yolunu genellikle benimseyen Fransızca, sözcüklerini çok anlamlı kılarak yeni kavramları karşılar. Fransızcanın ünlü "Littre Sözlüğü"nde gitmek (aller) eyleminin 39, koymak (mettre) eyleminin 49, almak (prendre) eyleminin 80, yapmak (faire) eyleminin 82 anlamı vardır.
Türkçe hem sözcük türeten hem bileşik sözcük yapan hem de sözcüklerini çok anlamlı duruma getiren bir dildir.
Türkçede "almak" eyleminin 35, "çekmek" eyleminin 46, "çıkmak" eyleminin 57 anlamı vardır.
Sayfa 191 - PapatyaBilim Üniversite Yayıncılığı·Kitabı okudu