Cemal Süreya -On Üç Günün Mektupları
Erdal Öz'ün de kitabın başında belirttiği gibi,gündelik yaşamın sıkıntıları içinde,bir yandan yaşam kavgası verirken bir yandan da bütün boyutlarıyla şiiri yaşayan dar gelirli devlet memurunun uzun bir aşk mektubu.On üç gün boyunca aralıksız yazılmış,değerli mektuplar..
"Her türlü tanımın üstündeki sevgi,özlem,hasret duygularıyla" yazılmış mektuplar..
İncelemeye geçmeden şunları sizlerle paylaşmak istiyorum: Cemal Süreya anne ve babasını çok küçük yaşlarda kaybetmiş,üvey annesi yemeğine cam kırıkları karıştırmış,onu zehirlemek istemiş,çok sevdiği;bu güzel mektupların sahibi Zuhal Tekkananat'la ayrıldıktan sonra onun nikah şahidi bile olmuş,ilk eşi Seniha Hanım'dan olan kızı Ayçe ile sağlıklı bir ilişkisi olmadığından kızı,nikâhını bile haber vermemiş babasına..Bu ve bunun gibi birçok şey.Kendisi de kitapta "Ama her acıya alışmayı öğrenmişimdir ben." cümlesiyle yaşadıklarını anlatmaya çalışmış.Amcasını babasından bile çok sevdiğinden,oğluna amcasının adını koymuş.Oğlu Memo'ya olan hudutsuz sevgisini mektuplarda okuyacaksınız.Bambaşka bir sevgiyle seviyormuş oğlunu.Ama oğlu fütursuz bir çocuk,babasının kitaplarını çalıp sahaflara satıyormuş,bir keresinde babasını ağır şekilde darp etmiş ve ölümüne sebep olmuş..Bir de mektuplarda sürekli bahsettiği Elif Zeyno var.Cemal Süreya,kız çocuklarına hayran ve bir kız çocuğunun olmasını istediğini hep dile getirmiş mektuplarında.Elifli hayallerinden bahsetmiş,anılarla hayallerinin iç içeliğinden,"düşlerin anıların kız çocuğu"olduğundan..Zuhal Tekkanat'a da Elifim diye hitap etmiş bazı mektuplarda,çünkü Elif Sorgun,Zuhal Tekkanat'ın şiirlerinde kullandığı adı.Mektuplarda yer yer dönemin siyasi durumlarından da söz edilmiş.Okumak isteyen herkese iyi okumalar!