Notre Dame'ın arkasına sığınıp bütün kötülükleri yapabilmeyi kendine hak gören başdiyakoz, günümüz de dahil olmak üzere din istismarcılarını ne güzel temsil ediyor!
İnandıkları dava uğruna, iyi bir şeyler için olsa bile, her şeyi göze alan insanların , çıktıkları yolda, mücadele esnasında ne kadar kötüleşebildiklerini ya da provokatörlerin oyununa gelip kötülüklere alet olmalarının ne kadar kolay ve mümkün olduğunu gösteren yazar, böylelikle galeyana gelen halkın, hem kendileri, hem korumaya çalıştıkları, hem onları durdurmaya çalışanlar, hem de ülkeleri için ne büyük bir tehlike olduğunu gözler önüne seriyor.
İnsan tehlike potansiyeline sahip bir canlıdır.
Quasimodo: Ön yargılarımızın yıkıcı temsilidir. Bu denli çirkin olmasının lütufudur sanki sağırlığı... Böylece hiçbir şey duymaması onu bir nebze olsun dünyanın kötülüklerinden soyutluyor.
Yazar birçok şeyin temsili olan bu adama boşuna görüntüsüyle zıt olan güzel bir karakter, sert görünümün aksine sevgi dolu bir kalp vermiyor. Bakıp ilk görüşte gözümüze çarpan birçok şeyi, gördüğümüz kadar sanıp, onu o kadarla sınırlarız. Oysa en güzel hazineler görülmeyecek yerde keşfedilmeyi beklemiyor mu değerinin anlaşılması için?
İşte bu kitapla yazar, insanı, mimari yapıları, çağı öyle güzel harmanlıyor ki, hem karakterleri, hem o dönemin Paris'ini adım adım irdelerken aslında bir şehri/ülkeyi var eden bütünlüğe dokunduruyor. Okurken kutsalların, insanların çirkinlikleriyle yerle bir edildiği yerde, yine insanların, eseriyle bir şehri nasıl estetize ettiği arasında bir yerde kalıyoruz. Her şey zıddıyla boy gösteriyor. Salt güzelliği, kaderini değiştiren Esmeralda gibi!
Esmeralda: Kusursuz güzelliğinin daha bebekken ceremesini çekiyor. İçindeki anne özlemiyle büyürken koruyor başına bela olacak saflığını. "Kısmen"