Son olarak eklemek gerekir ki Atatürk'ün aklındaki cumhuriyet modeli tam da Jean-Jacques Rousseau tipi bir cumhuriyetti. Nitekim 1924 Anayasası'nda o cumhuriyet ortaya çıkmıştır. Oradaki ifade "Türkler"dir ve bu ifade kalmalıdır. Bugün "Türkiyeli" diye ortaya atılan tabir gülünçtür. Bu Türkiyelilik lafı belirsiz, dil ve kimlik iddiaları açısından tutarsız bir terimdir.
Curzon ve İsmet Paşa arasındaki münakaşa da ilginçtir. Bu dönemde ikisinin arasındaki en önemli atışma, Curzon'un bazen Mondros Mütarekesi'ne atıfta bulunmasından ileri gelmiştir. İsmet Paşa da "Ben buraya Mudanya'dan geldim" diyerek cevap verir.
Sayfa 261 - Lozan Görüşmeleri Sırasında Yaşanan Bir Diyalog·Kitabı okudu
Bizde ilginç nokta, Yavuz Sultan Selim Han'ın hilafeti alıp getirdiği gibi bir nakil hikâyesinin varlığıdır ki doğru değildir. İkincisi, bu hilafet unvanını Fatih de, Bayezid de kullanıyor veya onların adına sınır valileri kullanıyor. Üçüncüsü, Kanuni ve Yavuz da dâhil olmak üzere, bunlar bu unvanı az kullanmışlardır.
Hatta orada bir müspet gelişme daha oldu; sözü ilk önce İstanbul heyetine verdiklerinde Tevfik Paşa, "Türk milletinin gerçek temsilcisi Ankara Hükûmeti'dir. Sözü Bekir Sami Bey kardeşime veriyorum" gibi çok önemli bir çıkış yaptı. Bunun üzerinde tarihçilerin durması gerekir.