Masumiyet Müzesi'ne dair detaylı bir inceleme yazacağım fakat öncesinde değinmeden edemem:
Charlotte'un ellerinden gelen Werther'in silahı neyse, Füsun'un teki kaybolan küpesi de odur.
Büyük insanı en iyi, onun ölen soylu ruhların ardından söylediği sözlerle anabiliriz, sanki bu cümlelerinde kendini anlatmış gibidir.
"Soylu tabiatların özelliğidir; onların öbür dünyaya göçmesi, dünyadaki hayatları gibi insanı kutsayıcı etki eder; bize oradan yıldızlar gibi ışık verirler, bir sürü fırtınanın yarım bıraktığı yolculuğumuzda bu ışıklı noktalara göre yolumuzu çözeriz; hayatta bizim iyiliğimizi isteyen, yardımsever kişiler olarak başvurduğumuz kişiler, şimdi özlem dolu bakışları mükemmel ve rahmetli insanlar olarak kendilerine çekmektedirler."
Hamdi Koç'un kaleme aldığı girişteki "Bir Fırtına, Bir Doğum ve Bir Ölüm: Pericles." yazısı inanılmaz bir metin olmuş. Ağzım açık kaldı ve oyunu okumaya başlamadan önce bendeki okuma isteğini resmen yüzlerce kat artırdı. Böyle güzel yazılar, böyle usta yazarlar hep var olsun!