-...Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?
Mustafa Kemal, generale: "Teşekkür ederim," dedi. "...Şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkûm olmaktansa babalarımızın oğulları gibi vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz."
Sayfa 2023 - General Harburd ile Mustafa Kemal Paşa'nın Sivas'taki Görüşmesinden·Kitabı okudu
"Çanakkale müdafaasını yapan şehitlerin muazzez ruhları önünde Türk kadınlığına ve medeniyet âlemine hitap ediyoruz. Limanımıza girdiğini gördüğümüz ahenin kalelerin karaya çıkardıkları yarım milyon askeri denize döken milletimizi mağlup addetmiyoruz. Peçelerimizi yırtan, sonra da cihan hürriyeti namına harp ettiklerini ilan edenlere teessüf ediyoruz. Millî Hukukumuzu ve ismetimizi muhafaza edecek hükûmet ve erkek yoksa biz varız."
Böyle seslerle ara ara yanmış yüreğimizin serinliğini duyardık. Bu sesler Anadolu ihtilalinin ilk müjdeleriydi.
Milliyetçi Türk ne yapacağını, hatta ne düşüneceğini bilmez. Yaşamaksa, nasıl ve niçin yaşamak? Ölmekse, nerede, nasıl ve niçin ölmek? acaba bize ne yapacaklar?
"İncindin değil mi, az da olsa?" diye sormuştu karısı ona. "Ben de insanım nihayetinde, incitici bir durumda incinirim" diye yanıtlamıştı. Ama bu doğru değildi. En azından yarısı yalandı bunun. İncinmem gereken zamanda yeterince incinmedim, diye itiraf etti kendine. "Gerçek ıstırabı hissetmem gereken bir zamanda duygularımı bastırdım. Şiddetle acı çekmeyi kabul etmemek için, olanlarla gerçekçi biçimde ve doğrudan yüzleşmekten kaçındım. Sonuç olarak da bu şekilde içi boş, cansız bir yürekle yaşıyorum şimdi. Ve zeki yılanlar yüreğimdeki o boş yeri ele geçirip serinkanlı bir şekilde kalplerini oraya gizlemeye çalışıyorlar."