6/10
·264 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Erewhon’la ilk defa Samuel Butler okudum ve karmaşık duygular içerisindeyim. Erewhon, 1872’de anonim olarak yayımlanmış, bir yazardan çok bir ressamın yazdığı ve birçok amacı olan amatör bir kitap kanısı çokça vurgulanmış tarihçesinde. Butler, romanı bir arkadaşının önerisi üzerine, daha önceden kaleme aldığı birkaç denemeyi birleştirip ve bunlara eklemeler yaparak ortaya çıkardığını belirtmiş. Romanın çok bir yükseliş ve düşüş öyküsü var: anonim olarak yayımlanmasından dolayı, Butler’ı henüz tanımayan İngiliz toplumu, yapıtı, iki yıl önce The Coming Race adlı ütopik çalışmasıyla dikkatleri çeken Bulwer Lytton’ın yazdığını düşünüp ve ona büyük bir önem verir. Fakat daha sonraki baskılarında Butler ismi yapıta eklendiğinde romana olan ilgi dramatik bir biçimde düşer. Yine de Erewhon, Butler’ın yaşamı boyunca en çok satan yapıtı olur, ancak birkaç baskı yapsa da yazarına maddi kazanç sağlayacak kadar değildir. Servet edinmek uğruna İngiltere’yi terkeden bir gezginin kendisini son derece tuhaf bir ülkede, Erewhon’da bulur. Hastalığın suç sayıldığı, üniversitelerde en iyi işin laf salatalığı yapmak olduğunun, teknolojik araçların yasaklandığının, çünkü bütün bu teknolojik icatların günün birinde yok olursa insanlığın yeteneksiz ve işlevsiz bir akılla kalacağı korkusu, bitkilerin ve hayvanların hakları vs. konuları ele alıyor. Erewhon, çok beğendiğim bir eser olmadı maalesef. Ortada bir kurgu olduğunu düşünmüyorum, çünkü arada kalmış hissi son sayfaya değin hissediliyor. Roman mı, distopik roman mı ya da kurmaca mı, kurgu dışı mı olduğuna karar verememiş bir metin bana kalırsa. İngiltere’nin yapısal temellerine, toplum yapısına ve yaşayışına önemli bir hiciv olsa da, fazla gerçek dışı kaçtığını söylemem gerek. İlla bu türü okumak istiyorsanız, benim çok beğendiğim “Geriye
ErewhonSamuel Butler · Can Yayınları · 2022112 okunma
8/10
·360 syf.··
2022 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2022 00:00
Anna Burns’ın üçüncü kitabı Sütçü (Milkman) ve benim de okuduğum ilk kitabı. Sütçü, 12 yaşından (isimsiz tüm kahramanlar) beri tacize uğrayan bir kadının başından geçenleri anlatıyor. 2018 Man Booker Ödüllü bu romanın hikâye, genel hatlarıyla, 1970’lerde Belfast’ta (Kuzey İrlanda) Katolik/Protestan çatışmasının yoğun yaşandığı döneminde geçiyor. Sütçü, toplumsal izlemleri derinlemesine analiz etmeye çalışarak, sadece temas durumunun ileri derecesini taciz kabul eden bir zihniyeti sorguluyor. Retçi, terörist ve IRA üyesi olarak anılan Sütçü’nün dokunulmazlığı var gibidir; karşı tarafın konuşmak istememesi, takip edilmesi taciz sınırları dışında tutulur, toplumsal norma tabii tutulmaz, sapma bile olarak görülmez. Milkman’i iyice anlamanız adına, IRA meselesini bilmeniz gerektiğini düşünüyorum. Konuyu gerek film, gerek makale, gerek tarih kitaplarından çok okumuş biri olarak; Britanya kanı taşıdığını ileri süren ve İrlanda’nın Birleşik Krallık’a bağlı olmasını isteyen Protestanlar ve Birleşik İrlanda’nın kurulması adına Bağımsız İrlanda’yı savunan Katolik azınlık arasındaki kanlı çatışma. Berlin Duvarı’nı anımsatan Belfast mahallesinde halen duvarlar bulunmakta. 2013’te yapılan bir sözleşmeye göre, 2023’te tüm duvarların kalkacağı bilgiler dahilinde. Kitaba dönelim; Ortanca kız kardeş, yani ana karakter, edebiyat seven, yürüyerek kitap okuyan, Fransızca kursuna giden ve sürekli Erewhon okuyan bir tip. Sütçü, tacizin sıradanlığına, kurumsallaşmasına büyük bir tokat atıyor. Lâkin, Anna Burns’ın dili gerçekten zorlayıcı ve herkesin zevkle okuyacağından emin değilim. Beni gerçekten yoran bir eser ve ana karakterin şimdiki zamanı, kafasının içindekileri anlatması, ara ara verilen diyaloglar, titiz detaylar vs. aşırı deneysel olduğunu belirtmek gerek. Duygu Akın’ın mükemmel
SütçüAnna Burns · İthaki Yayınları · 2020521 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Erewhon
Puan vermedi·264 syf.··
2026 1. kitabı
Erewhon tuhaf bir kitaptı. Okurken sürekli “şimdi ne okudum ben?” hissi verdi ama bitince akılda kalan bir garipliği var. Butler ters köşe yapmayı seviyor; hastalıkların suç sayılması, makinelerden korkulması gibi fikirler ilk başta absürt geliyor ama aslında toplum eleştirisi olduğu anlaşılıyor. Her şey açık açık anlatılmıyor, daha çok okurun düşünmesini istiyor. Dili yer yer yorucu olsa da fikir olarak ilginçti. Herkese hitap etmez ama farklı bir şey okumak isteyenler şans verebilir.
Alıntı
ErewhonSamuel Butler · Can Yayınları · 2022112 okunma
“Gerçeği Değil, Kabul Edilmişi Yargılamak”
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
“Düzenli görünen dünyanın aslında ne kadar kırılgan olduğunu gösteren kitapları severim.” Samuel Butler’ın Erewhon’unu okurken kendimi garip bir aynanın karşısında hissettim. Yüzüm tanıdık, ama yansıma başka kurallarla oynuyor. “Uygarlık sandığın şey, biraz korku, biraz alışkanlık, biraz da gösterişten ibaret olabilir.” Erewhon halkının hastalığı suç sayması… ah, o ironinin keskinliği! Bir an “Bu absürt” dedim, sonra durdum ; Belki de biz de başarısızlığı, zayıflığı, yorgunluğu suç saymıyor muyuz!!! Hani toplumun gizli vicdan yargıçları var ya… Butler onları sahne ışığı altına çekmiş. Bir yerde sanki Nietzsche’nin şu sözü yankılanıyor; “Delilik, bireyde nadir; fakat gruplarda, partilerde, uluslarda ve çağlarda kuraldır.” Butler’ın dünyası bana bunu hatırlattı. Toplumsal norm dediğimiz şey bazen yalnızca iyi paketlenmiş çılgınlık. Erewhon’un makinelerle ilgili bölümünü okurken Prometheus efsanesini düşündüm; İnsan ateşi çaldı, sonra cezalandırıldı. E burada da teknoloji güç kazanıyor, sonra yasaklanıyor. Yani korku hep aynı; “İnsan çok güçlenirse Tanrı’yı unutur.” Butler bana zaman zaman Montaigne’in sakin şüpheciliğini, zaman zaman Swift’in Gulliver’vari bir his yarattı .
Edebiyat
ErewhonSamuel Butler · Can Yayınları · 2022112 okunma
3/10
·%94 (250/264 syf.)·
Ya abicim tamam iyi güzel gidiyordun, ütopik bir evreni falan anlatıyorsun da niye durduk yerde Müslümanlara laf ediyorsun ya sinirlerim hopladı kitabı yarım bıraktım.
ErewhonSamuel Butler · Can Yayınları · 2022112 okunma
Puan vermedi·230 syf.··
2024 67. kitabı
Samuel Butler, din adamı olmak için eğitim görür.Belki de çok yönlü kişiliği din adamı olmaktan alıkoyar onu.Yazarlık dışında, besteci, düşünür, ressam, fotoğrafçı kimlikleri de vardır Butler'ın. Yeni Zelanda'ya gider, Samuel Butler. Bu dönemde, Charles Darwin'in Evrim Kuramı'nı okur Butler, çok etkilenir. 1863 yılında, Darwin'in evrim kuramını makinelerin gelişimine uyarladığı bir makale yazar. İngiltere'ye dönüşünde, 1872 yılında Erewhon adlı ilk romanını anonim olarak yayımlar.Daha önce yazmış olduğu makale, Erewhon'da Makineler kitabını oluşturur. Romanın adı gibi birçok kavramı tersine çevirir, Butler. Erowhon'un bazı bölümleri, Yeni Zelanda'da olduğu dönemde yazılmış denemelerdir. Bulwer Lytton tarafından yazıldığı düşünülen Erewhon, başlangıçta büyük ilgi çekse de Butler'ın yazdığı ortaya çıkınca ilgi kaybolur. İngiliz sömürgelerinden birinde bir koyun çiftliğinde çalışan adsız anlatıcı, sömürge yerlilerinden olan Chowbok ile dağların ardındaki yeni bir ülkeye ulaşmaya çalışır.Erowhon adlı bu ülkenin sakinleri, Batı medeniyetinin adeta tersine çevrilmiş bir versiyonunda yaşar.Evrim kanunlarının dalga geçilmiş, çarpıtılmış hali hakimdir.İnsanların kötü sağlığa ya da kötü şansa sahip olması, cezalandırılmalarına yol açarken, etik dışı, şiddet içeren suçlar işlemeleri sadece tedavi edilir. Samuel Butler, Viktorya Dönemi İngiliz toplumuna, eğitim, kilise, adalet sistemine eleştiriler getirir, Erowhon'da. Kiliselerin yerini, Müzikal Bankalar, üniversitelerin yerini Mantıksızlık Okulları alır. Thomas Morton'ın bir oyunundaki Bayan Grundy karakterinden esinle, Ydgrun tanrıçasını yaratır Samuel Butler.Ydgrun'a tapanlar, erdemli kişileri temsil eder. Erewhon, yüksek teknolojiye sahipken, yaşanan iç savaş sonrası, teknolojiden uzaklaşmıştır.Her türlü teknolojik alet,
ErewhonSamuel Butler · Kyrhos Yayınları · 2013112 okunma