Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: “Sıkıntılar dura dursun!”
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
Hayallerimde "güzel ve yüce şeylere sığınarak" ne büyük aşklar yaşadım, ey Tanrım! Yeryüzündeki hiçbir varlıkla ilgisi olmayan, bu bütünüyle hayal ürünü aşklarım beni öylesine cömertçe doyuruyordu ki, sonradan gerçek bir sevgiye gereksinme bile duymuyordum.
Sırf marjinal görünmek, ucuz bir etkileşim kasmak ve popüler olana burun kıvırarak 'farklı' olduğunu sanmak için Türkiye’nin en sağlam kalemlerine saldıran bu paçoz kibrin, aslında zihnindeki devasa boşluğun yankısından başka bir şey değil! Livaneli veya Ümit senin o sığ dünyana kitap yazsa, o cümlelerin altındaki toplumsal sancıyı ya da felsefi derinliği kavrayacak çaptan yoksunsun zaten. 'Bana kitap yazsalar okumam' diyerek kastığın o kof elitizm, tamamen cehaletinin ve dar görüşlülüğünün üstüne örttüğün bir kılıf. Siz bu platformları edebiyatı yaşatmak için değil, kendi şişkin, bomboş egolarınızı vitrine koymak için kullanıyorsunuz. Kendi karanlık, dogmatik ve at gözlüklü mağaranızda, o çok sevdiğiniz cehaletle çürümeye devam edin! Ahmet Ümit ve Zülfü Livaneli ağır taştır altında kalırsınız!