Erich Fromm'un 1964 tarihli "Şiddetin ve Sevginin Kaynağı" adlı kitabı İnsan kurt mu yoksa koyun mu? Sorusuna yanıt bulmaya çalışarak başlıyor.
"Kurtlar öldürmek ister, koyunlar takip etmek ister"
Erich Fromm'un 1964 tarihli "Şiddetin ve Sevginin Kaynağı" adlı kitabı İnsan kurt mu yoksa koyun mu? Sorusuna yanıt bulmaya çalışarak başlıyor.
Koyunların birini öldürmesinin nedeni kendi istedikleri için değil, başka biri takip etmek istedikleri içindir. Bu yüzden kurtlar koyunları birini öldürmeye ikna etmek için hikayeler uydurmaya çalışırlar.
Fromm, sorunun cevabını ararken şu fikri ortaya attı: "Eğer insanın içinde onu kötülük yapmaya sevk eden bir tabiat olduğuna, yani biz insanların aslında bir kurt olduğumuza inanıyorsak, o zaman kurtlara neden ve nasıl karşı koymalıyız?"
Dini efsanelerden bahsetmeyi seven Fromm, Tevrat'ta geçen Adem ile Havva'nın yaratılış efsanesini kullanarak, özgürlüğe giden ilk yolun itaatsizlik olduğunu bizlere kanıtlamaya çalıştı. O, Allah'ın planındadır. Yani Allah, insanı kendi suretinde yaratmış (ona doğruyu ve yanlışı seçebilecek bir akıl vermiştir) ve onu yanlış yolda olduğu konusunda elçiler/peygamberler aracılığıyla uyarsa da seçimi daima ona bırakmıştır. "Tanrı bile insanın seçimine karışmaz"
Ancak Hıristiyanlık, insanı Tanrı'dan ve O'nun sevgisinden ayırdığı için itaatsizliğin en büyük günahlardan biri olduğunu söylemiş ve sonunda insanın doğasının tamamen kötü olduğunu kaydetmiştir. Rönesans dönemi düşünürleri kötülüğün sadece olayların bir sonucu olduğunu vurgulamışlardır. Bu düşünce bizi Birinci Dünya Savaşı ile başlayan, Hitler ve Stalin ile devam eden, Hiroşima ve Nagazaki ile doruğa ulaşan insan zulmünün kökenini aramaya itmiş ve bize insan doğasındaki kötülüğün varlığını göstermiştir.
Savaşlar toprak ve doğal kaynaklar