Adı:
Karekök Hayat
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498901
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ölümün karesi hayat ise hayatın karekökü ölümdür. İnsana dost görünen, açlıktan beşerleri kokan modern dünya, ölüm kere ölüm olan bu hayatta, bu açıkhava mezarlığında insanı yemeye çehresinden başlıyor. Onun simasını paramparça edip daha sonra onu rahatlıkla tüketiyor, çiğniyor, sindiriyor. Ben, "İlk insan Âdem aldatıldığını fark ettiğinde elinden düşürdüğü zehirli meyvenin evren ağacının dalına tutunmasıyla, dünya olarak hayat bulan içi kurtlu bu gezegende kimim ve neyim?" diye soru- yorum. Kâh Sisifos'un taşına canhıraş bir halde yaslanmış kâh taşın sürüklendiği patikanın kıyısında cehennemi seyre dalmış düşünüyorum. Ben, vahada kendine su arayan bir ateşböceğiyim. Ama suyu ne için aradığını bilmeyen bir ateşböceği. Hayır, tüm bunlar birer kuruntu olmalı! Ben, vahada ölüm suyunu arayan bir ateşböceğinden öte, kendi cehennemimde böceğini arayan bir ateşim.
(Tanıtım Bülteninden)
Sen kaderin ve dünyanın sana sunduğu dar kalıplar içinde doğru bildiğin, aslında başka türlüsünü bilmediğin için doğrusu bu sandığın hayatı yaşarken yanlış yolda olanları eleştiriyor musun? Peki sana sunulan kader yanlış yaşayanların kaderi olsaydı yine de aynı doğru hayatı yaşayabilecek miydin? Gaziantapli 8 çocuklu bir ailenin son çocuğu olan yazarın felsefe eğitimi almak için gittiği Avusturyada kaldığı yurtta ve üyesi olduğu felsefe klübünde karşılaştığı insanlar hüzünlü hikayelerine felsefi ve islami bir pencereden baktığı bu ince ama yoğun kitap kendini sorgulaman için iyi bir fırsat olacaktır.
Ölüm hayatımızın yalanlığını unutturan, her an her yerde hazır olmamız gerektiğini hatırlatan tek gerçek.
Bu kitabı okumaya başladığımda, çok fazla duyguyu bir arada yaşadım. Hayatta bu da mı oluyormuş dediğim çok yer oldu. Ne insanlar, ne yaşamlar, ne yaşamak isteyipte yaşayamamış insanların olduğunu gösterdi bana ve halimize ne kadar şükretsek az dedim. Deriz de, bunu her zaman söyleriz lakin bazen o da yetmez olur. Çünkü bencillik edip sadece kendimiz için şükrettiğimizde diğer insanların akıbeti değişmez. Onların da ellerinden tutup yaşamdaki hayatın güzelliklerini beraber yaşamalıyız. Zorda kalmış çaresizlere çare olmalıyız.
Bu kitapta çok acı var ve kimseden çare bulamayan insanların hazin sonları var. İşte böyle insanların ellerinden tutmalıyken bizim yaptığımız onlara deli muamelesi yapıp yanımıza bile yaklaştırmamak.
Bu kitap bana çok şey öğretti. Ölümü her zaman hatırlarım ama ne kadar az hatırladığımı da öğrenmiş oldum sayesinde. İmkanınız varsa alıp okumalısınız. Her insanın kitaplığında bulunması ve tekrar tekrar okunması gereken muazzam bir kitap...
Fesih, bir masallar yığınında kendine Leyla arıyordu. Gizleniyordu, kendisini örtecek bir geceye ihtiyacı vardı. Bu minvalde gecesini de gündüzünü de yitirdi. Masalların geçtiği mekânları karıştırdı. Romeo ile Mecnun’u, Leyla ile Juliet’i karıştırdı. “Aşk” kavramı bir hataydı. Ancak aşkın bedene hapsedildiği bir toprakta, o, rûhî bir aşkı yeşertemezdi. Yeşertemeyince kurudu. Kendisi Mecnun idi ancak çölde Juliet’i arıyordu. Bu başka bir hataydı. Ancak aşk hata kabul etmezdi. Hem de kendisinden başka bir hatayı, kuma olarak algılardı, hiç kabul etmezdi.
• İnsan olan kişi, sonsuz olanın yaşam değil, hayat olduğunun farkındadır. Ölüm yaşamın sonudur, hayat hep devam eder..
Arap tarihini yazan bazı kâhinler, bir tarihte Cidde’de bir koyunun konuşacağını yazmışlardı. Çin tarihini yazan bazı kâhinler, bir tarihte Pekin’de dört gözü ve üç ayağı olan bir bebeğin dünyaya geleceğini yazmışlardı. İsrailoğullarının tarihini kaleme alan bazı kâhinler, bir tarihte Hayfa’da bir kurdun şiir okuyacağını ve sonra kusacağını yazmışlardı. Uzakdoğulu bazı kâhinler, yeni bir yıla girerken, Japonların alışılmışın dışında bir olaya tanıklık edeceğini yazdılar. Nagasaki şehrinde yaşayan bir yılan bir fare doğuracaktı. Tüm bu haberler, bir sihir olan tarihin büyülü dehlizlerine safsata taşları olarak yerleştirildi.
Yuvayı dişi kuş yapmaz, erkek kuş yapar. Bu durum, dünyadaki tüm insanlar beşerileştirildiğinden beri artık böyle. Erkek kuş yuvayı yaptıktan sonra, dişi kuş yuvaya gelir ve bu yuvayı beğenir yahut beğenmez. Hülasa; böyle bir durumda yuvayı erkek kuş yapar, dişi kuş beğenir ya da beğenmez. Dolayısıyla işin kendisi bir kumara dönüşür. Kumarda kaybeden aşkta kazanır. Kumarda kazanan aşkta kaybeder. Ama hangi kumarda ve hangi aşkta?
Kader bu, gider yolunu bulur. Su gibidir. Gerçekçi ve samimiysen kaderin ab-ı hayat olur. Değilsen yaptığın her şey kaderin olur. Aklını bir kenara bıraktığında buna “kör talih” dersin. Kör bir talihin üstünde talih yoktur, akılsızlık vardır. Hâlbuki kaderin üstünde bir kader vardır. Buna ümit de denebilir. Belki de bu yüzden insanın ümidini yitirmesi günahların en büyüklerindendir.
Fesih’in kanatlarında da düşmanının düşmanı vardı. Peki, düşmanı kimdi? “Aşk”ı yaşamının ortasına oturtmuştu, hayatının değil. Savaşı kaybedince yaşamı sona erdi. “Aşk” kavramı nasıl bir hata ise, “ölüm” kavramı da bir hata olmalıydı. Her kişi aşkı nasıl farklı yaşıyorsa, er kişi de ölümü farklı yaşıyor olmalıydı. Zira Fesih uykudaydı, öldüğünde uyandı.
Gregor bütün Avrupa’yı otostop yaparak gezmişti. Bir keresinde Avusturya’dan Norveç’e otostopla gittiğini ve tam dört gün sonra oraya vardığını anlatmıştı. Üzerinde hep aynı elbise olurdu. İnsanlarla küçük bir çocuk saflığı ve merakıyla konuşurdu. Onu daha iyi tanıdıkça, Allah’ın delilerine yani meczuplara sadece Müslüman ülkelerde değil aslında yeryüzünün her gamzesinde rastlayabileceğimizi düşündüm. Gregor bir meczup idi. İnanılmaz bir bilince sahip olmakla beraber, yaşama değil hayata odaklanmıştı. Ölüm yaşamın sonuydu, dünyanın sonuydu. Hayat ondan sonra başlayacaktı. Yaşamın tüm aciz kuytularına karşı, hayatının hakkını vermeye çalışıyordu. Dünyevî hiçbir yönü yoktu ve bunu farklı bir bilinçle, belki de normal insanlar tarafından anlaşılamayacak bir bilinçle yapıyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karekök Hayat
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
167
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054498901
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ölümün karesi hayat ise hayatın karekökü ölümdür. İnsana dost görünen, açlıktan beşerleri kokan modern dünya, ölüm kere ölüm olan bu hayatta, bu açıkhava mezarlığında insanı yemeye çehresinden başlıyor. Onun simasını paramparça edip daha sonra onu rahatlıkla tüketiyor, çiğniyor, sindiriyor. Ben, "İlk insan Âdem aldatıldığını fark ettiğinde elinden düşürdüğü zehirli meyvenin evren ağacının dalına tutunmasıyla, dünya olarak hayat bulan içi kurtlu bu gezegende kimim ve neyim?" diye soru- yorum. Kâh Sisifos'un taşına canhıraş bir halde yaslanmış kâh taşın sürüklendiği patikanın kıyısında cehennemi seyre dalmış düşünüyorum. Ben, vahada kendine su arayan bir ateşböceğiyim. Ama suyu ne için aradığını bilmeyen bir ateşböceği. Hayır, tüm bunlar birer kuruntu olmalı! Ben, vahada ölüm suyunu arayan bir ateşböceğinden öte, kendi cehennemimde böceğini arayan bir ateşim.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Ahmet
  • Sema Akel
  • Çalıkuşu
  • gaye karalar
  • Xelef Caymaz
  • Büşra değil Büşracım
  • Sıla
  • Ayşe Çelik
  • Derviş Aydın
  • Tahallî

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (6)
9
%9.1 (1)
8
%18.2 (2)
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0