Karekök Hayat

8,7/10  (7 Oy) · 
7 okunma  · 
6 beğeni  · 
146 gösterim
Ölümün karesi hayat ise hayatın karekökü ölümdür. İnsana dost görünen, açlıktan beşerleri kokan modern dünya, ölüm kere ölüm olan bu hayatta, bu açıkhava mezarlığında insanı yemeye çehresinden başlıyor. Onun simasını paramparça edip daha sonra onu rahatlıkla tüketiyor, çiğniyor, sindiriyor. Ben, "İlk insan Âdem aldatıldığını fark ettiğinde elinden düşürdüğü zehirli meyvenin evren ağacının dalına tutunmasıyla, dünya olarak hayat bulan içi kurtlu bu gezegende kimim ve neyim?" diye soru- yorum. Kâh Sisifos'un taşına canhıraş bir halde yaslanmış kâh taşın sürüklendiği patikanın kıyısında cehennemi seyre dalmış düşünüyorum. Ben, vahada kendine su arayan bir ateşböceğiyim. Ama suyu ne için aradığını bilmeyen bir ateşböceği. Hayır, tüm bunlar birer kuruntu olmalı! Ben, vahada ölüm suyunu arayan bir ateşböceğinden öte, kendi cehennemimde böceğini arayan bir ateşim.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    167
  • ISBN:
    9786054498901
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuğba Bal 
22 Ara 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ölüm hayatımızın yalanlığını unutturan, her an her yerde hazır olmamız gerektiğini hatırlatan tek gerçek.
Bu kitabı okumaya başladığımda, çok fazla duyguyu bir arada yaşadım. Hayatta bu da mı oluyormuş dediğim çok yer oldu. Ne insanlar, ne yaşamlar, ne yaşamak isteyipte yaşayamamış insanların olduğunu gösterdi bana ve halimize ne kadar şükretsek az dedim. Deriz de, bunu her zaman söyleriz lakin bazen o da yetmez olur. Çünkü bencillik edip sadece kendimiz için şükrettiğimizde diğer insanların akıbeti değişmez. Onların da ellerinden tutup yaşamdaki hayatın güzelliklerini beraber yaşamalıyız. Zorda kalmış çaresizlere çare olmalıyız.
Bu kitapta çok acı var ve kimseden çare bulamayan insanların hazin sonları var. İşte böyle insanların ellerinden tutmalıyken bizim yaptığımız onlara deli muamelesi yapıp yanımıza bile yaklaştırmamak.
Bu kitap bana çok şey öğretti. Ölümü her zaman hatırlarım ama ne kadar az hatırladığımı da öğrenmiş oldum sayesinde. İmkanınız varsa alıp okumalısınız. Her insanın kitaplığında bulunması ve tekrar tekrar okunması gereken muazzam bir kitap...

Tuğba öztürk 
12 Nis 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sen kaderin ve dünyanın sana sunduğu dar kalıplar içinde doğru bildiğin, aslında başka türlüsünü bilmediğin için doğrusu bu sandığın hayatı yaşarken yanlış yolda olanları eleştiriyor musun? Peki sana sunulan kader yanlış yaşayanların kaderi olsaydı yine de aynı doğru hayatı yaşayabilecek miydin? Gaziantapli 8 çocuklu bir ailenin son çocuğu olan yazarın felsefe eğitimi almak için gittiği Avusturyada kaldığı yurtta ve üyesi olduğu felsefe klübünde karşılaştığı insanlar hüzünlü hikayelerine felsefi ve islami bir pencereden baktığı bu ince ama yoğun kitap kendini sorgulaman için iyi bir fırsat olacaktır.

Kitaptan 120 Alıntı

HALİME ALTUĞ 
02 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Fesih, bir masallar yığınında kendine Leyla arıyordu. Gizleniyordu, kendisini örtecek bir geceye ihtiyacı vardı. Bu minvalde gecesini de gündüzünü de yitirdi. Masalların geçtiği mekânları karıştırdı. Romeo ile Mecnun’u, Leyla ile Juliet’i karıştırdı. “Aşk” kavramı bir hataydı. Ancak aşkın bedene hapsedildiği bir toprakta, o, rûhî bir aşkı yeşertemezdi. Yeşertemeyince kurudu. Kendisi Mecnun idi ancak çölde Juliet’i arıyordu. Bu başka bir hataydı. Ancak aşk hata kabul etmezdi. Hem de kendisinden başka bir hatayı, kuma olarak algılardı, hiç kabul etmezdi.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
02 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Yuvayı dişi kuş yapmaz, erkek kuş yapar. Bu durum, dünyadaki tüm insanlar beşerileştirildiğinden beri artık böyle. Erkek kuş yuvayı yaptıktan sonra, dişi kuş yuvaya gelir ve bu yuvayı beğenir yahut beğenmez. Hülasa; böyle bir durumda yuvayı erkek kuş yapar, dişi kuş beğenir ya da beğenmez. Dolayısıyla işin kendisi bir kumara dönüşür. Kumarda kaybeden aşkta kazanır. Kumarda kazanan aşkta kaybeder. Ama hangi kumarda ve hangi aşkta?

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
Tuğba Bal 
22 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

• İnsan olan kişi, sonsuz olanın yaşam değil, hayat olduğunun farkındadır. Ölüm yaşamın sonudur, hayat hep devam eder..

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
02 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kader bu, gider yolunu bulur. Su gibidir. Gerçekçi ve samimiysen kaderin ab-ı hayat olur. Değilsen yaptığın her şey kaderin olur. Aklını bir kenara bıraktığında buna “kör talih” dersin. Kör bir talihin üstünde talih yoktur, akılsızlık vardır. Hâlbuki kaderin üstünde bir kader vardır. Buna ümit de denebilir. Belki de bu yüzden insanın ümidini yitirmesi günahların en büyüklerindendir.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
02 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Fesih’in kanatlarında da düşmanının düşmanı vardı. Peki, düşmanı kimdi? “Aşk”ı yaşamının ortasına oturtmuştu, hayatının değil. Savaşı kaybedince yaşamı sona erdi. “Aşk” kavramı nasıl bir hata ise, “ölüm” kavramı da bir hata olmalıydı. Her kişi aşkı nasıl farklı yaşıyorsa, er kişi de ölümü farklı yaşıyor olmalıydı. Zira Fesih uykudaydı, öldüğünde uyandı.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Arap tarihini yazan bazı kâhinler, bir tarihte Cidde’de bir koyunun konuşacağını yazmışlardı. Çin tarihini yazan bazı kâhinler, bir tarihte Pekin’de dört gözü ve üç ayağı olan bir bebeğin dünyaya geleceğini yazmışlardı. İsrailoğullarının tarihini kaleme alan bazı kâhinler, bir tarihte Hayfa’da bir kurdun şiir okuyacağını ve sonra kusacağını yazmışlardı. Uzakdoğulu bazı kâhinler, yeni bir yıla girerken, Japonların alışılmışın dışında bir olaya tanıklık edeceğini yazdılar. Nagasaki şehrinde yaşayan bir yılan bir fare doğuracaktı. Tüm bu haberler, bir sihir olan tarihin büyülü dehlizlerine safsata taşları olarak yerleştirildi.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer buna izin verilirse, gerisi kendiliğinden gelir," der George Orwell (1903-1950). Serbestlik ise iki kere ikinin beş ettiğini hatta altı dahi edebileceğini söyleyebilmektir. Eğer buna da izin verilirse bunun da gerisi kendiliğinden hem de daha da kendiliğinden gelir. Kâr kendine serbestçe piyasa edinir. O piyasaya kârdan adamlar tutunabilirler ta ki karşılıksız iyiliğin, içimizdeki ahlâk yasasının güneşi doğana dek! Böyle bir güneş ve parlayan yıldızlı gökyüzü kârdan adamları eritir. İnsanoğlu anne rahminde doğar, hayvanlar ise dölyataklarında doğarlar. İnsan hür ve akıl sahibi bir varlık olarak, hayvansa serbest ve salt zekâ sahibi bir varlık olarak dünyaya gelir. Nerede doğduğunu bilmeyen, nerede öldüğünü de bilemez. “Rahim”de doğduğunu bilen “Rahman”a kavuşacağını da bilir. Nerede doğduğunu bilmeyen, ne olduğu belirsiz yataklara dayar sırtını. Nerede doğduğunu bilmeyenler, nerede doğduğunu bilenlerden öç alırlar.

Ne mutlu öğrenebilenlere! Ne mutlu nerede doğduğunu bilenlere! Ne mutlu ölmeden ölebilenlere! Ne mutlu sırtını sağlam yerlere yaslayarak uykuda olduklarını fark edenlere! Ne mutlu akledenlere! Ne mutlu hür doğuranlara ve hür doğanlara! Ne mutlu hürlüğünün farkında olanlara! Ne mutlu kârdan olmayan ve erimeyen adamlara! Ne mutlu meleklerin secde ettiği insanlara!

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
02 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Fesih’i şehirde tanıyan başkaları da vardı. Onu göremediğimde, kendisini tanıyanlara sorardım. Fesih’i tam üç haftadır görememiştim, ona rastlayamadım. Meryem’in Barı’nın camından içeri bakardım ve o yoksa girmezdim. Nitekim onu günlerdir görememiştim. Nadiren yemek yemek için uğradığım bir dönercinin Fesih’e maddi yardımda bulunduğunu biliyordum. Oraya gidip Fesih’i sormak istedim. Dönercinin yolunu tuttum ve oradakilere Fesih’i uzun zamandır göremediğimi, en son eczaneden çıkarken gördüğümü anlatıp yanlarına uğrayıp uğramadığını sordum. Dönerciyi yıllar evvel Doğu Anadolu’dan gelmiş karı-koca bir çift işletirdi. Fesih’i sorar sormaz gözleri doldu ikisinin de: “Fesih, biliyorsun uyuyamazdı. Arada sırada buraya uğrar, yemeğini harçlığını verir uğurlardık garibi. İki hafta evvel Salzburg İstasyonu’nda, kendisini Viyana’dan gelen trenin önüne atarak intihar etti. Sabah saat dokuz buçuk gibi oraya gitmiş ve kendisini gelen trenin altına atmış. Demek ki artık uykusuzluğa dayanamamış, çaresiz kalmış. Treni süren makinist bile hâlâ olayın etkisini üzerinden atamamış, adam sinir hastalıkları hastanesinde yatıyormuş. Fesih’in cesedini raylardan kazıyıp Graz’daki ağabeyini aramış polis. Ağabeyi alıp Türkiye’ye, Muş’a götürdü Fesih’in kalan naaşını. Hâlbuki ağabeyi hiç ilgilenmemişti Fesih ile. Şimdi geldi naaşını Muş’a götürdü, oraya gömmüşler. Fesih, öldükten sonra eski karısına, sevdiğine yazdığı bir sürü Kürtçe, Türkçe mektup bulduk kaldığı köhne evde. Neye yarar ki kadın ne Kürtçe, ne de Türkçe biliyor!” diye olayı özetlediler. Keşke sağır olsaydım da geceleri körlere avazım çıktığı kadar şarkılar söyleseydim... Keşke kör olsaydım da Fesih’in yerine geceleri kumar oynasaydım... Keşke onu erken bulsaydım da geç kaybetseydim...

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ben hiçbir milletin geleceğinden kâhinâne bir şekilde bahsetmeye muktedir biri değilim. Çünkü kâhin değilim. Ancak sizlere tek boyutlu zamanda, ilah ile çok boyutlu bağlar kuran bir milletten, rûhânîlerden bahsedeceğim.

Her yerde dünyaya getirilebileceklerinden habersizdim. Ben sadece Müslüman ülkelerde onlara rastlayabileceğimi sanırdım. İki haftada bir Salzburg Üniversitesi’nin bir biriminde bulunan diğerlerine göre daha küçük ve mütevazı olan bir kütüphanesinde tertiplediği felsefe toplantılarına beni de davet etmişti. Onunla bir sergi açılışında tanışmıştım. Adı Gregor idi. Uzun sakalları ve saçlarından, herhangi doğal bir ritimde yerinde duramayıp dans etmesinden, neredeyse her sergide teşhir edilen eserleri derinlemesine incelemesinden, her konserde en ön saflarda ilginç bir şekilde dans etmesinden, tasavvuftan tutun da quantum fiziğine kadar hemen her konuda derin ve saf bir bilgiye sahip olmasından ötürü onunla tanışmak benim için çok ilginç bir dostluğun başlangıcı olmuştu. Aslen Kuzey Almanyalı olan Gregor, yıllar evvel Avusturya’ya yerleşmişti. Kendisi 1962 doğumluydu. Hiç evlenmemişti. İletişim, matematik, fizik, sosyoloji, teoloji, psikoloji ve felsefe bölümleri de dâhil olmak üzere tam 12 bölüme girip çıkmış, ancak hiçbirinden mezun olamamıştı. Dünyevî bir kurumun dünyevi bir diplomasına, sınavlarda yazı yazmayı beceremediği veya verilen ödevi yazamadığı için (agrafi) bir türlü erişememişti. Her Pazar günü bir sosyal kurumda yaklaşık 5 saat bekçilik yapıyordu. Bu mesainin karşılığı olarak ona her ay 400 Avro maaş veriyorlardı. Tüm geliri buydu. Bazen öğlenleri herhangi bir fakültenin kuytu bir köşesinde elinde bir ekmek ve bir domates ile karnını doyurmaya çalıştığını görürdüm. Yanına gidip selam verdiğimde ekmeğini veya azığını benimle paylaşmak isterdi. Gregor aynı zamanda çok iyi bir satranç oyuncusuydu. Hamle aralarında alkışla ritim tutarak ve gülümseyerek hafiften dans ederdi. Birkaç kez onunla satranç oynadığımı ve beni darmadağın ettiğini hatırlıyorum. Ancak ondan öğrendiğim satranç taktikleriyle başkalarının benim karşımda darmadağın olduğunu da hatırlıyorum.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç
HALİME ALTUĞ 
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Gregor bütün Avrupa’yı otostop yaparak gezmişti. Bir keresinde Avusturya’dan Norveç’e otostopla gittiğini ve tam dört gün sonra oraya vardığını anlatmıştı. Üzerinde hep aynı elbise olurdu. İnsanlarla küçük bir çocuk saflığı ve merakıyla konuşurdu. Onu daha iyi tanıdıkça, Allah’ın delilerine yani meczuplara sadece Müslüman ülkelerde değil aslında yeryüzünün her gamzesinde rastlayabileceğimizi düşündüm. Gregor bir meczup idi. İnanılmaz bir bilince sahip olmakla beraber, yaşama değil hayata odaklanmıştı. Ölüm yaşamın sonuydu, dünyanın sonuydu. Hayat ondan sonra başlayacaktı. Yaşamın tüm aciz kuytularına karşı, hayatının hakkını vermeye çalışıyordu. Dünyevî hiçbir yönü yoktu ve bunu farklı bir bilinçle, belki de normal insanlar tarafından anlaşılamayacak bir bilinçle yapıyordu.

Karekök Hayat, Mehmet Sabri GençKarekök Hayat, Mehmet Sabri Genç