Gerçek kıyametlerin varlığında, dünyanın yeni kıyamet fantezilerine hiç ihtiyacı yok. O oyun bitti. Her gün Almanya'daki Bay Hitler'i izleyebilirken, Whitehall'daki Bay Pargam'ın uyduruk komikliklerini kim ister ki? Hangi insan yaratısı kendisini kader tanrıçalarının fantastik komedileriyle kıyaslamaya kalkabilir ki? Eleştirmenlerden şikayet etmekte haksızım. Gerçek, kitabımdan bir sayfa kopardı ve yapıtlarımın yerine kendisi geçti.
Şimdilerde çoğu kimse bir tür ilerlemiş sağduyu yüzünden ölüyor. İş işten geçtikten sonra ayırdına varıyorlar ki insanın pişman olmadığı tek şey hatalarıdır.
Yararlı bir şey yapan kişi, ona hayranlık duymadığı takdirde bağışlanabilir. Yararsız bir şey yapanın bağışlanması için tek gerekçe ise ona aşırı hayranlık duymasıdır.
Bir genç kıza aşık olan bir ırmak hakkında eski bir masal vardır. Benim ruhum da sana bir ırmak gibi aşık. Bir bakıyorsun, sakinleşmiş ve görüntünü ta derinde pırıl pırıl yansıtıyor; bir bakıyorsun, yansımanı yakaladığını sanıp dalgalarını köpürtüyor sen kaçmayasın diye; bir bakıyorsun, yüzeyini hafifçe dalgalandırıp oradaki aksinle oynuyor, bazen onu kaybediyor, o zaman dalgaları kararıyor, kederleniyor. Benim ruhum da tıpkı böyle, sana aşık bir ırmağa benziyor.