Yerin titrediği, göklerin gürlediği ve gökyüzünün yıldırımlarla aydınlandığı anlarda herkes dehşet içinde yere kapaklanır. Bir tek Kabil meydan okurcasına ayakta, başı dik durur. Habil'e, kız kardeşlerine, hatta annesine ve babasına bile şöyle seslenir:
"Siz, küçük ve zavallı toprak solucanları! Yapabildiğiniz sadece sürünmek ve titremek. Korkunun çocukları olduğunuzdan dini de sonsuz korku, sonsuz titreme, sonsuz şikâyetler ve iniltiler, sonsuz yalvarma olarak algılıyorsunuz. Eğer ruhsal açıdan gerçek anlamda Yaradan'ın çocukları olsaydınız kendi yaşamınızı yaratır, büyür, göklere uzardınız; asla kapaklanmaz, başınızı yere eğmezdiniz!"