Kızarak içme derler, ben şarabı içince.
Şarap dinin düşmanı, değil midir ki sence.
Madem ki ben öğrendim düşmanın kimliğini;
Helaldir şu düşmanın, kanını içmek bence.
“ Diyar-ı küfrü gezdim, beldeler, kâşaneler gördüm/ Dolaştım mülk-i islamı, bütün viraneler gördüm”
Bu ve buna benzer bir çok güzel beyiti içerisinde barındıran mükemmel diyebileceğim ve 10 puan verdiğim nadir kitaplardan oldu benim için. Halife Edip Adıvar bu kitapta 2. Abdülhamid’in istibdat dönemini ve bu dönemde gelişen doğu batı kültürünün çatışmasını çok güzel bir dille anlatmıştır. Bu kitapta kahramanlar o kadar isabetli belirlenmiş ki hepsi bana candan kandan çok yakın Kişiler gibi geldi. Mesele Rabia yı kız kardeşim gibi hissettim, mahalle imamı İlhami edendiyi nikahımı kıyan imam gibi hissettim. Tevfik i mahallemde komik olan bizleri güldüren arkadaşıma benzettim. Kendimi de en çok Peregrini de gördüm. Peregrini iyi hep bir arayışta olması, önce zengin hovarda bir yaşamdan sonra dünyadan el ayak çekip manastırda keşiş olması, sonrasında da keşişliği bırakıp sosyal hayatına devam etmesi fakat her şeye rağmen tatmin olmayıp arayışını sürdürmesi bana çok yakın geldi. Yazar, daha önce Halife’nin olduğu islamın başkenti iken Anadolunun modernleşmenin ve batılılaşmanın ayak seslerinin olduğu dönemin istibdat dönemi olduğunu hikayesinde bize göstermiştir.
Çok çok güzel bir kitap şiddetle okurseverlere tavsiye ederim.
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,9bin okunma