Büyükler öldürülürken ya da ölürken biz bir köşede resim yapıyorduk. Ülke paramparça olurken biz konuşmayı, yürümeyi, peçete katlayarak kayık ve uçak yapmayı öğreniyorduk. Roman örülürken biz de yok olmak için saklambaç oynuyorduk.
...hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıklarımızın farkındalığı kalıyor.