Kim diyor ki kadın şimdi,eskisi gibi yüzünü sıkı örtüler altında saklamıyor? Ya boya örtüleri? Bunlar altında hakiki çehreyi hiç görmemek mümkün mü? Boyalar olmasa kadın bilmem ne yapardı?
Kadın ne yapardı bilmem...Fakat boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı?
Sevgi yalnızca severek öğrenilmez, sevildiğini bilmek de gerekir bazen. Aşk bizi kendi gerçekliğimizle tanıştıran soyut bir duygudur. İnsanın zıddını sevdiği söylense de doğru değildir. İnsanın zıddını sevmeye çalışması işgaldir, bir sevgi tat bikatıdır, kendi nefsinin sınavıdır. Bize benzeyenleri sevmek yormaz, benzerimizi severken kendimizi de okşamış oluruz, onda bizden parçalar vardır. Gecenin karanlığında odamızda yatarken dışarıdan gelen araba farlarının geçici aydınlatması na benzer sevginin ortaya çıkışı. Kısa süren bir aydınlanmayla yüreğimiz çırılçıplak kalır. "Yaratılmış şeylerin her zerresinde var olan Allah kimseyi yalnız bırakmaz." böyle düşüncelerle de ayakta kaldığı oluyor, ümidini kesmek istemiyordu.
Konusu kapağından anlaşılan ucuz roman değildir bazı insanlar.Acıların bıçak izi gibi yardığı alın çizgilerini anlamaya hiçbir psikoloğun derin bilgisi yetmez.
Aşkı bilmedikleri için mutlu olan insanların olduğu yere git.O kadar doygundurlar ki, ne birbirlerine ne Tanrı'ya gereksinim duyarlar.Geceleri kapılarını sıkı sıkı kilitleyip hayatın geçmesini sabırla beklerler.
Cabral duvarda,kitap raflarının arasında bir çerçeve içinde Tagore'den bir alıntı gördü:
Bir kitap açık olduğunda konuşan bir beyin,kapalı olduğunda beklemede olan bir arkadaş,unutulduğunda bağışlayan bir ruh,yok edildiğinde ağlayan bir yürektir.