Aşk romanı mı? Tarih romanı mı? Seyahatname mi? Fantastik mi? Biyografi mi? Sanırım hayat romanı, hayat kadar gerçek bir hikaye. Nar Ağacı , edebiyattan keyif alan, ağdalı cümleleri seven, yaşanmışlıkları seven okuyucular için okunmazsa olmaz eserlerden.
Fantastik anlatım tarzı ile anlatıcı dedesi ve ananesinin birleşen hayatını fotoğraflardan kendi tabiri ile gölgeleri olarak iki ırmağın birleşmesi gibi mükemmel anlatıyor.
Muhacir torunu olarak dedemden dinlediğim hikayelerin zorluklarını anlamadığımı bu kitabı okuyunca anladım. Muhacir aileler kitabı okuduğumda ne demek istediğimi anlayacaktır. Kelimelerin gücü bu kitapta sizi esir alacak kadar güçlü.
Bir kadının bütün bir sülalenin geçmişi gibi geleceğini de rehin alan kaderleri değiştiren kararı ile toplumsal baskı ile neler yaşanabileceğini tekrar tekrar görüyoruz. Nişanlısını başka bir erkek için terk eden Azam, Setterhan için var olma, yok olma çaresizliği yaşatıyor.
“Oysa hayat çok kabaydı ve insan bunun bir adım sonrasının cinnet ya da ölmek olduğunu fark ettiği anda "Dur" diyordu kendisine, "Dur ve her şeyi unut. Sana yapılanı da senin yaptığını da unut." Yaşama dönmek için ölümün kıyısına gelmesi gerekmişti.”S:374
Hikayedeki karakterlerin hayatın karşısına çıkardığı zorluklara direnmesi ve dayanmaya çalışmaları iliklerime işledi. Setterhan ve Zehra’nın iki ırmağın bir ırmak olması, gürleyen ırmakların durulması. Durulan ırmakların ya geçmişlerinde kalanlar…
“.. Ama şu yürek ve şu gözlerin gördükleri,şu kulakların işittikleri var ya, bir parça unutmak uğruna daha fazla acıtacak her belaya dünden razılardı.” S:376
Dünyamızda özellikle coğrafyamızda bitmeyen savaşlar yurtlarından kopan, kopmak zorunda kalan insanların hayatlarına bir nebze anlayabilmek, empati yapabilmek adına çok önemli bir eser. Nazan Bekiroğlu
Trump: Cennete gireceğimi düşünüyorum ve içtenlikle bunun mümkün olabileceğine inanıyorum.. Ben mükemmel bir aday değilim, ama mükemmel insanlar için çok iyi şeyler yaptım.