Acı, ağlamaklı bir sızı dolanıyor bize. Yalnızlık gibi bir duygu. Artık ölülerimiz de var bizim. Anneler, babalar bizi bırakıp gidiyorlar. Onlardan da ayrılıyoruz. Çocukken yalnız ihtiyarlar ölür sanırdık.
… Dört başı bayındır bir yaşam beklenmiyordu, kolay ve hazır bir mutlu gelecek beklenmiyordu. Ama bayrağı, ölüleri bile çürümüş bir tarlada devretmek zorunda kalmak, en çok sizler için dayanılmaz olmalı…”
“Topluma güzel bir insan vermek istiyoruz, toplumsa örseliyor, vuruyor, öldürüyor ve biz oğullarımızı, kızlarımızı nerde, niçin yitireceğimizi bile bilmiyoruz.”