Şunu söylemek istiyorum: Bazen bütünün önemsiz, küçük bir parçası gibi ifade edilen şeyler, aslında hayatı kapsayan gerçeğin ta kendisidir. Sadece istisna kalıpları içinde anlatılmıştır.
Fizikçi Eddington, “Çoğu zaman ‘bir’i incelemeyi tanımladığımızda ‘iki’ ye ilişkin her şeyi bildiğimize inanırız, çünkü ‘iki’, ‘bir ve bir’ dir. Ne var ki, böyle düşündüğümüzde, ‘ve’yi henüz incelememiş olduğumuzu unuturuz”
Öyle ki, bazen birbirini yeni tanıyan iki insan reddedilme kaygıları sonucu birbirlerine yaklaşamazlar; her biri diğerinin kendisini kabul etmeyeceğini düşünür ve aslında gelişebilecek bir ilişki bu nedenle başlatılamaz. O reddetmeden ben reddedeyim kaygısı sonucu yalnız kalan insanların sayısı o kadar çoktur ki!
Oysa bir insanı anlamak için o insanın ya doğumundan itibaren bütün hayatının gözden geçirilmesi ve çok iyi bilinmesi gerekir. Başımızdan geçen her olay kişiliğimizin oluşmasında az çok etkisi vardır. Geçirdiğimiz her tecrübe, kişilik dediğimiz o bileşimin bir unsurudur.