Bir devletin bekası, kurumsal mekanizmalara değil de hükümdarın şahsi dehasına ve fiziksel ömrüne bağlandığında, o dikey güç ne kadar parlak olursa olsun arkasından gelen boşluk aynı derecede yıkıcı oluyor. 4. Murad’ın 27 yaşında ani ölümü ve ardından tahta çıkan Sultan İbrahim dönemi. 4. Murad’ın tırnaklarıyla kazıyarak, kan dökerek yeniden inşa ettiği o mutlak devlet otoritesi ve mali disiplin, onun ölümüyle birlikte adeta bir kumdan kale gibi çözülmeye başladı. 4. Murad’ın yaptığı şey aslında kurumsal bir reformdan ziyade, "şahsileştirilmiş dikey bir restorasyon" idi. Yani ordunun içindeki klikleri, rüşvete bulaşan ulemayı tasfiye ederken arkasında tıkır tıkır işleyecek bağımsız bir bürokratik mekanizma bırakamadı. Güç tamamen onun fiziki varlığına ve korkutucu otoritesine endeksliydi. O ölünce, Kafes hayatının getirdiği ağır psikolojik travmalarla tahta çıkan Sultan İbrahim, 4. Murad’ın tam zıddı bir profil çizdi. Hükümdarın bu zafiyeti, 4. Murad döneminde sindirilen tüm çıkar odaklarının (Yeniçeri ağaları, saray favorileri, çıkarcı bürokratlar) sığınaklarından çıkıp devleti adeta yağmalamasına zemin hazırladı. Tarihe "Amber ve Samur Krizi" olarak geçen dönem bunun en çarpıcı örneğidir. Saraydaki nüfuzlu figürlerin (Cinci Hoca gibi) padişahın psikolojik zaaflarını kullanarak onu lüks tüketime (tüm sarayı samur kürkle kaplatmak gibi absürt harcamalara) sevk etmesi, hazineyi yeniden boşalttı. 4. Murad’ın titizlikle temizlediği Esame Defterleri (ordu maaş kayıtları) yeniden hayali isimlerle dolduruldu ve ordu tekrar parazit bir yapıya büründü. Maliyeyi ayakta tutmaya çalışan rasyonel devlet adamı Kemankeş Kara Mustafa Paşa ise bu kliklerin kumpasıyla idam edildi. Bu idam, kurumsallığın tabutuna çakılan son çiviydi. Bilginin arkeolojisini Sultan İbrahim’in "delilik"
1000Kitap
Aşk
Aşk kapını çalınca gururdan eser kalmaz; bırak gururu — senden bile esame kalmaz. Yerden yere çalınırsın, rezil, kepaze olursun; aşkın önünde bütün onur tuzla buz olur.
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kıyamet Günü Çiçekleri
Yanıp sönen kırmızı… Yanıp sönen yeşil. Durmaya ya da geçmeye kudret gerek. Toplumsal bazı mevzuatlar okunuyor nezdinde. Esame kararıyor ve yeni bir perde başlıyor hayat oyununda… Peki neden korkuyorsun? Korkma, yaşamın göğsüne yasla ağırlıklı başını… Kıyamet günü çiçeklerinin karardığı gün, sonu gelmiştir elbette. Daha dün nasıl gelmişse hem de öyle gelmiştir. Korkma, adım adım yükselerek omuzlarında, öyle git gitmen gerekeceği o yere… Seheri vakitlerin en ilhamlı saatlerinde yazıyorum sana bu yazgıyı: Kırıldığın yerden, parçalandığın yerden ve hiç kimsenin seni duymak istemeyeceği o yerden… Ağlarını örüyor, kaderin. İnadına gülüşün nasıl kıskandırıyorsa işte o çiçekleri! Soruyorum, sana: Kıyamet nedir ki? Yeni bir sayfaya el sürüyor tırnakların. Her şeyin sonuncusu olabileceği gibi işte bu sonuncusu… Ya da hepsinin başlangıcından ibaret olan gerçek.! Kimsenin asla bilemediği bilemeyeceği belki de… Senin anlamlı kılamadığına, parmaklarımın dansı diyorken sessizliğin; birkaç anlamsız şeye istinaden anlam arayışında boğuluyor nefesin… Günlerden Adeigo G minör ve saat tarifi olmayan bir an… Sayıların nutku tutulmuş; çoğalmak veyahut azalmak bilmeyen ihtişamında, seni çağırıyor ve sen gölgeni düşürmüşsün elbette. Karanlıklar hariç bilinmiyor esasen! Sınırları kaldırırken yüreğin, gerçekte bildiğin her şeyi reddediyorsun, reddedeceksin. Sesin alıkoyuyorken seni, İhtiyatla resmediyorsun kendini… Uzun uzun bakıyorsun ona, parça parça. Ne de güzelsin, kıskanıyorsun o güzelliği.!
Kıyamet Günü Çiçekleri
III Paltomu giy, üşümüşsün, dedim. Üşüdüğümü nereden çıkardın, diye sordu. Kıyamet günü çiçeklerinden, velhasıl. Kıyamet günü çiçekleri, insan toprağının soğuk iklimlerinde açar. Soğuk iklimlerin buruk aşinasından tanırım onları… Rengi, rengine bezenmiştir. Sesi sesine bürünmüştür. Yüzünde kıyamet günü çiçekleri açtığında anlarım ki üşüyorsundur. Üç gerçekliğin trilojisinde kıvranıyorsundur. Bilinen, umulan, bulunan gerçeklik: İlkinde nankör, ikincisinde bencil, üçüncüsünde ise bedbahtsındır! Yine de senin döngü diyarında açan çiçeklerine kızmamalısın! Çünkü onlar seni haykırır. Düşlerin, gerçeğin tezatlığıyla olgunlaşır. Yüzünde solgun açan bu çiçekler aslında içi hayat dolu bir bahçeye dönüştürür seni. Kızma kıyamet günü çiçeklerine. Onların tekamülü senin ellerindedir. Elbet bir gün şükür çiçeklerine, hikmet çiçeklerine, muradı ermiş vuslat çiçeklerine, nihayet çiçeklerine, iyi ki çiçeklerine dönüşmeye muktedirdir. Bil lütfen! Her kıyamet yeni bir çiçeğin goncasında yeni bir bakışın, yeni bir duruşun, yeni bir anlayışın, daha iyi idrak etme noktasında yeniden farkında oluşun başlangıcıdır. Kıyamet günü çiçekleri ipek esvabıyla yüzünde tekrar açtığında güzelliğini gölgeleyen huzursuz kıpırdanışlar yok olacaktır. Yerini kusursuz bir duruş, bu duruşta duru bir esame, bu esamede okunan yalın bir anlam zenginliği dolduracaktır. Sen yine de üşüme, giy paltomu. Kıyamet günü çiçekleri zaten açacaktır, vesselam.
Alıntı
üzkuru zikrallahi hatte yekulü mecnun… ahmet ibn hanbel’in müsned’inde geçer bu hadis: “size deli deninceye kadar allah’ı zikredin.” zikir hatırlamak anlamındadır , allah’ı hatırlayanda nisbetli akıldan esame kalır mı? :)
Din
Şu Filistin'in yanındayız diyen, kardeşlerimiz vs. gibi kelimeleri ağzından düşürmeyen, çağın en yobaz ve en gerici lideri ve ona mukabil sapkın ve ahlaksızlıkta çığır aşmış muhalefet tayfası, bir an olsun bile Filistin'de yaşanan rezilliği gerçek manasıyla dillendirebilmiş değil... insanlar kefensiz gömülüyor, açlıkla ve bombalarla sindirilmeye çalışılıyor, bizimkiler ağızlarının kenarlarıyla yanındayız diyerek canımı sıkmaya devam ediyor. Ulan bir ülkede her şey mi kötü olur? İnsan kötü, ahlak kötü, cezalar kötü, merhametleri bile kötü! İşlerine gelince manevi duygularla insanları sömüren bu aşağılık siyasi tayfaya lanet olsun ki, elleri ceplerinde olan biteni içten içe onaylarken, bunun yanında ticareti el altından yaparak pisliklerini kusmaktalar. Kimisi, olan biteni hayatta her şeyini kaybetmiş insanların suçu gibi gösterir, kimisi ah vah eder, siktir et bana bulaşmasın der. Tiksindim iyice bu vatanın doğurduğu lanetli, vebalı, pislik ve irin dolu insanlardan. İnsanlığa dair esame ararken, şuradakileri unutuyorsunuz diyen bön ve bencil, dangalak insanlardan sıkıldım, gelin birlik olalım, Yahudilerin yaptığına ses yükseltelim, destekçi firmalara zarar verelim diyoruz, bir tane insan evladı bulamıyoruz. Varsa yoksa kelimeler, hayıflanmalar!
Filistin