Dünyayı ahiretini kazanmada yardımcı olsun diye isteyen bir kimsenin ahiret hazırlığını bırakıp tamamen dünyaya dalması düşünülemez. Ahireti arzu eden kimse için cami, çarşı ve ev birdir. Kurtuluş takva ile olur. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:اِتَّقِ اللهَ حَيْثُمَا كُنْتَ
“Nerede olursan ol , Allah’tan kork”
Hazreti Ömer (ra) tüccarlara şöyle derdi: "Gününüzün ilk vaktini ahiretinize, geri kalanını ise dünyanıza ayırın." Selef-i salihin günün evvelini ve sonunu ahiretlerine, ortasını ise ticarete ayırırlardı…
Yıldızlar karanlıklar içinde parladığı gibi, fakirlik ve sefalet içinde parlayan saf ve yüksek ruhlar yok mudur?.. Bir kalp, sevmek için, mutlaka zenginliğe ve asalete mi muhtaçtır?.. Bence en gerçek mutluluk, temiz bir ruhun aynası olan iki güzel göz; en büyük zenginlik de, iyi bir kalbin hislerini gösteren gül renkli dudaklarından yansıyan tatlı bir gülümsemedir... Güzellikten daha büyük zenginlik, kalp asaletinden daha büyük asalet olur mu?..