Avrupa'da anma amacıyla yüksek yerlere anıt dikmek yaygındır ama bu tür anıtlar Tibet'te daha dikkat çekicidir. Ölülerin defnedilmesinde geleneksel yöntem "gökyüzü defni"dir.
Ölülerin naaşları parçalanıp akbabalar için dağlara bırakılır. Toprak tabakasının mezar kazmaya izin vermeyecek ölçüde ince olduğu yerlerde elverişli bir yöntemdir ve ölümün, diğer canlıların yaşamının idamesini sağlayışının takdir edildiğini gösterir.
Gökyüzü defni yapılan yerlerde toprağın üzeri, gezginlere her şeyin fani olduğunu hatırlatan, etrafa saçılmış insan kemikleriyle doludur.
Acil serviste hayatın uç noktalarda ve süzülmemiş olmasını seviyorum: Gücü ve parası olanların ayrıcalığı yok.
Herkes aynı sert plastik sandalyelerde oturur, herkese perdelerle ayrılmış bölmelerde dikiş atılır. "Triyaj"da tartışmasız bir demokrasi hakimdir: Önceliği olanlar torpille değil, tıbbi gereksinimlere göre belirlenir.
Ölüm teşhisini doğrularken yapılması gereken sadece üç şey vardır: gözbebeklerinin ışığa tepki verip vermediğine bakmak, şahdamarında nabzı kontrol etmek ve kişinin nefes alıp almadığını anlamak için göğsü stetoskopla dinlemek. En açıklayıcı olan nefestir; Rönesans döneminde akciğerlere hava giriş çıkışı olup olmadığını anlamak için dudakların üzerine kuş tüyü koyarlardı.
Vertigo, denge organlarınız ile gözleriniz hareket halinde olup olmadığınıza dair çelişkili mesajlar verdiğinde ortaya çıkan, mide bulantısının eşlik ettiği baş dönmesidir.
Yine çelişkili duyusal bilgilerin gelmesi sonucu gelişen deniz tutmasıyla da ilişkilidir. Fırtına sırasında gemideyseniz iç kulağınız hareket ettiğinizi, gözlerinizse bunun tam tersini söyler. Hasta bir iç kulak olduğunuz yerde kaldığınızı söylerken, gözlerinizin öyle olmadığına şahitlik etmesi ya da tam tersine, gözleriniz hareket etmediğinizi söylerken iç kulağınızın beyninize döndüğünüz bilgisini vermesi, feci bir bulantıyla birlikte vertigo gelişmesine neden olur.